Kırtasiye Sektörü, Kayıpları Telafiye Hazırlanıyor

Kırtasiye Sektörü, Kayıpları Telafiye Hazırlanıyor

Çok geniş bir kitleye hitap eden ve gelişen teknoloji ile ürün çeşitliliği büyük boyutlara erişen kırtasiye sektörü Türkiye’de 2 milyar TL’lik bir hacme sahip. Yaklaşık 15 bin işletmenin faaliyet gösterdiği kırtasiye sektörü, okulların yeniden açılmasıyla pandemi dönemindeki kayıplarını telafi etmeyi hedefliyor.

KIRTASİYE TANIMI

Arapça kökenli bir kelime olan kırtasiye, Arapça’da kağıtla yapılan işler anlamına gelmektedir. Defter, kâğıt, kalem, mürekkep vb. direkt olarak yazmaya yarayan araç gereçler ile yazma faaliyetini desteklemeye yönelik tüm ekipmanlar olan kırtasiyenin tanımı, yaşam şartlarının ve teknolojinin değişmesi hem de insanların refah düzeylerinin iyileşmesi ile birlikte değişmekte ve genişlemektedir.

Kırtasiye sektöründe fonksiyonel açıdan daha çok kullanım alanı bulunması, üretilen ürün yelpazesinin genişlemesi ve dağıtım kanallarının çeşitliliği nedeniyle sektörün tanımı karmaşık hale gelmiştir. Bugün kırtasiye sektöründe çok geniş bir ürün gamı bulunmaktadır.

Kırtasiye sektörünün kesin çizgilerle belirlenmiş net bir sektör tanımı olmadığı için firmalar faaliyet alanlarını belirlemekte zorluklar yaşamaktadır. Bunun yanında kırtasiye ürünlerinin bütüncül bir sınıflandırmasının olmaması sektörün büyüklüğü, pazar payı, cirosu, firma sayısı, envanteri, tüketici eğilimleri, arz-talep durumu ve dış ticarete ilişkin verilerinin toplanmasını ve bir veri tabanı oluşturulmasını engellemektedir. Sektörün tanımlanması teşvikler bakımından da büyük önem taşımaktadır.

DÜNYA KIRTASİYE PAZARI

Kırtasiye harcaması ülkelerin okur-yazarlık düzeyini ve gelişmişlik düzeyini gösteren bir göstergedir. Dünya dergi, gazete, kitap ve kırtasiye harcamalarının 2015’den bu yana %4,6 arttığı görülmektedir. 2017 yılında 408,3 milyar dolar olan dergi, gazete, kitap ve kırtasiye harcamalarının 2030 yılında %33,7 daha artarak 545,9 milyar dolara ulaşması beklenmektedir.

Dergi, gazete, kitap ve kırtasiye harcamalarının ülkeler bazında dağılımına bakıldığında ise en fazla harcamayı ABD’nin yaptığı onu sırasıyla Çin, Japonya, Almanya, Fransa ve İngiltere’nin izlediği görülmektedir. Dünya dergi, gazete, kitap ve kırtasiye harcamaları bakımından ülkeler sıralandığında Türkiye bu sıralamada %1,1 payla 14. sırada yer almaktadır.

2030 yılında dergi, gazete, kitap ve kırtasiye harcamalarının ABD için %4, Almanya için %1,3, Japonya için %2,3 ve İngiltere için %0,6 azalması beklenirken Türkiye için %0,08, Çin için %7, Hindistan için %2,1 artması beklenmektedir.

GENEL GÖRÜNÜM

Kırtasiye sektör olarak çok geniş bir ürün yelpazesi ile çok geniş bir kitleye hitap etmektedir. Geçmişten bugüne kırtasiye anlayışı değişerek çok farklı bir noktaya gelmiş, sektörün ürün gamında kalem, defter, kâğıt, silgi, mürekkep, cetvel, zarf, pul, tebrik kartları gibi ürünlerin yanı sıra sanatsal ürünler, kalemlik, delgeç, zımba, dosyalar, boyama kitapları, işaretleme araçları, baskı yazı fotokopi kâğıtları, işletme formları, egzersiz kitapları, el damgaları, mürekkepli şeritler, karbon kâğıtları vb. ürünler de yer almaya başlamıştır.

Dünya trendleri değiştikçe kırtasiyelerin de dağıtım kanalları farklılaşmıştır. Kırtasiyelerin mekânsal olarak faaliyet gösterdikleri alanlar metrekare olarak 50-100 m2’lerden 1000-2000 m2’lere çıkmıştır. Raflar artık sürekli güncellenmekte ve hizmet şekli de farklılaşmaktadır. Nüfus, okur yazarlık ve okullaşma oranındaki artışlarla birlikte iş dünyasındaki gelişmeler ve ofislerin artmasına paralel olarak kırtasiye malzemeleri de çeşitlenmiş ve talebi de günden güne artış göstermiştir. Kırtasiye giderek caddelerde daha büyük metrekareli alanlara sahip perakendecilerde ve toptancılarda satılmaya başlanmıştır. Daha sonra zincir mağazalarına, AVM ve plazalara giren kırtasiye son olarak teknolojinin ilerlemesi ile e-ticarette de yerini almıştır.

Dağıtım kanallarındaki bu çeşitlenme ile birlikte kar marjlarını daha çok artırmak isteyen kırtasiyeciler çanta, oyuncak, kitap, ambalaj ürünleri ve hediyelik eşyaları da satmaya başlamışlardır. Özellikle zincir mağazalarının etkisiyle kırtasiye sektöründeki deneyimli perakendeciler bile oyuncakçıların, imalatçıların ve ithalatçıların satış noktası haline gelmiştir.

Kırtasiye sektöründe üretim ve hizmet prosesi karmaşıklaştıkça veya ürünler/hizmetler çeşitlendikçe firmalar stratejik planlama yapma aşamasında ve faaliyetlerini belgelendirme noktasında NACE ve dış ticaret sınıflandırmalarında kodlarını belirlemekte tereddüt etmekte ve ek kategori koduna ihtiyaç duyabilmektedir. NACE kodları yatırımlar için alınacak devlet veya proje bazlı destekler ve teşvikler içinde büyük bir önem taşımaktadır.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kırtasiye sektörü adına bir değişimin olması kaçınılmaz bir gerçektir. Kırtasiye işinde Avrupa’da 3.000-4.000 perakendeci bulunurken Türkiye’de bu sayının oldukça üzerinde perakendeci bulunmaktadır. Günümüzde kırtasiye sektöründe en büyük büyümenin internet satışında olduğu görülmektedir. E-ticaret sitelerinin yaygınlaşmasıyla kırtasiye ürün ithal edilmeden piyasadan çok daha düşük fiyatlara direkt olarak evlere kadar girebilmektedir.  

Sektörün en büyük sorunlarından biri üretime yönelik veri toplayamamasıdır. Bu aşamada bireysel ve kurumsal segmentteki tüketici tercihlerinin net olarak belirlenmesi, mevcut an itibari ile tespit edilecek rakamlar ile hangi ürüne ihtiyaç doğabileceği önemli bir faktördür. Verilerin net olarak toplanamaması dolayısı ile bir ürün üretildiğinde ve pazarda talebin canlı olması durumunda diğer sektör oyuncularının o ürün segmentinde ürün üretilmesine ve yoğunlaşmasına neden olabilmektedir. Bu şekilde oluşan arz fazlası veya arz talepteki dengesizlik iç piyasada yoğun bir rekabete yol açmakta, bu iç rekabet kâr ettirmeyince üretici sınırlı olan sermayesini mekâna, fiziksel altyapıya ve mağaza dizaynına harcadığı için Ar-Ge’ye, yatırıma, ürün tasarımına ve yeni kalıplara harcayamamaktadır. Dolayısıyla sektörü ayakta tutacak can damarı olan markalaşmaya da gidilememektedir. Böyle bir ekosistem içinde Türk kırtasiye sektörünün dış piyasada rekabet edebilmesi için perakendeci, ithalatçı, imalatçı, toptancı olarak toplam paydalarını güçlü bir kümelenme modeli içinde bir araya getirerek toplam faydalarını maksimize edebilmelidirler.