Röportaj

RöportajMelek Yatırımcı Hasan Aslanoba: “2030’da En Değerli 100 Şirket Arasında Eski Ekonomi Şirketi Olmayacak”

Dünya ekonomisinde büyük bir değişime yol açan dijital ekonomideki fırsatları Türkiye’de ilk gören kişilerden olan Hasan Aslanoba, dijitale yaptığı yatırımlarla ve girişimcilere verdiği desteklerle Türkiye’nin en güçlü melek yatırımcısı haline geldi. Gelecekte ekonomilerin kas gücü ve akıl gücü olarak keskin biçimde ayrışacağını öngören Aslanoba, asıl katma değeri oluşturanların ise akıl gücü firmaları olacağını söylüyor.

Hasan Aslanoba, 1963 yılında Bursa’da doğdu. İstanbul Üniversitesi’nde işletme eğitiminden sonra, San Diego National University’den, MBA diploması aldı. 1990’da Bursa’da aile şirketi Erikli Su’da CEO olarak çalışmaya başladı. 2005 yılında Erikli Su markasını açık ara su pazarının lideri haline getirdi. 2006'da, Erikli Su ile Nestle Waters arasında Türkiye ortaklığını gerçekleştirdi. Ortak şirkette, 2012'ye kadar CEO ve şirket ortağı pozisyonunda çalışmaya devam eden Aslanoba, kendi isteğiyle görevinden ayrıldıktan sonra büyük çapta melek yatırımcılığa odaklandı.

2019 Mart itibariyle, toplamda 140 internet şirketine (startup) veya girişim fonuna (Venture Capital), toplamda 84 milyon dolarlık yatırım yapan Hasan Aslanoba, halen açık ara Türkiye’nin en büyük melek yatırımcısı konumunda. Aslanoba’nın Türkiye’deki bazı startup yatırımları ise şunlar : Modanisa, Vivense, Bitaksi, Obilet, Sinemia, Insider, Düğün, İninal, İpara, DoktorSitesi, Meal Box, Connected2.me, Modacruz, Hotelrunner, Webrazzi, Etohum, FırsatBuFırsat.
BTSO Ekonomi dergisi olarak Hasan Aslanoba ile yatırımlarını, yeni ekonomiyi, startupları ve Türkiye’deki girişimcilik ekosistemini konuştuk.
Melek yatırımcılık hikayeniz nasıl başladı ?

Bana en çok sorulan sorulardan biri bu. Önce melek yatırımcılığın ne olduğunu bilmeyenler için tarif etmek isterim.  Varlıklı bireylerin kendi özel sermayelerini, startup denilen internet şirketlerine yatırmasına melek yatırım diyoruz. Bu şirketler internet teknolojilerinin avantajını kullanarak işlerini hızlıca büyütme iddiası taşıyorlar ve şirket kurucuları genelde çok akıllı ve iyi eğitimli gençlerden oluşuyor.
Erikli’den başarılı bir exit (hisse satarak çıkış) yapmış olmam bu alana yönelmemde çok etkili oldu. Bu sayede önemli finansal kaynaklarım oluştu. Bu da yüksek getiri için yüksek risk alabilmemi sağladı. Temel olarak, dijital ekonomideki fırsatların gerek sayı ve gerekse potansiyel anlamında çok yüksek olması, tamamen bu alana yönelmemi gerektirdi. Eski ekonomi işlerinde ise, uzun süredir “yatırımın getirisi” sorununu gözlemliyorum. Ben de geçmişte gayrimenkul yatırımları ve bazı eski ekonomi işlerine yatırımlar yaptım ve bu sorunu bizzat yaşadım.

Belki biz Türkiye’de çok farkında değiliz, ancak dünyada bulut teknolojileri ve mobilitenin gücüyle büyük bir dijital fırtına yaşanıyor. Hatta, son zamanlarda Yapay Zeka ve Blockchain teknolojilerinin gelmesiyle var olan fırtına, bir kasırgaya dönüşmek üzere. Yani eski ekonomi modelleri kökünden sarsılmaya başladı ve gelişmeler daha da hızlanacak. Bazı teknoloji şirketleri ihya olurken, geleneksel pek çok şirket de kaçınılmaz biçimde ya yok olacak ya da katma değeri düşük kas gücü firmasına dönüşecek. Bana soranlara hep aynı şeyi söylüyorum; “İnternetten korkma, geç kalmaktan kork”. Bence, en büyük maliyet; bazı projelerin batması değil, kaçan fırsatlar olacaktır.

Melek yatırımcı olmamın maddi olmayan nedenleri de var. Sanırım, en önemli motivasyonum, başarının bir parçası olabilmek. Bazen kendimi eserler yaratan bir sanatçı gibi hissediyorum. Ayrıca internet ekosistemine önemli bir katkımın olması beni gururlandırıyor. Geleceğin Türkiye’sinde önemli servetlerin hiçbir şey yapmayan, üretmeyen insanlardan; genç, dinamik, dahi gençlerin eline geçtiği bir Türkiye hayal ediyorum. Genelde çok iyi eğitimli, vizyoner, dahi girişimciler ile sürekli etkileşimde olmak beni de çok
geliştiriyor.

Başarılı startup’ların temel özellikleri nedir? 

Startup’larda büyük başarıların ortaya çıkması için, en önemli ve birincil şart; gerçekten çok akıllı bir kurucu ekibin bir araya gelmesidir. En tecrübeli ya da en bilgili değil, karşılaştıkları zorluklar karşısında hızlı öğrenebilen ve hızlı inovasyon yapabilen, çok akıllı ekipler temel şarttır. Ayrıca çok çalışkan, çok odaklı ve hırslı olmaları gerekir. Kurucuların biri birileri ile iş konularında yoğun tartışmalar yapması iyidir; ancak tartışmaların kavga ve küsme döngüsüne girmemesi için birer takım oyuncusu olmaları da önemlidir.

Bunun dışında, büyük bir pazarda (tercihen global) büyük bir sorunu çözüyor olması gerekir. Gerçekten önemli bir sorunu çözüyor olmasını, ürün-pazar uyumunun gerçekleşmiş olmasından (başka deyişle o işin tutmuş olması) anlarız ve sonuçta ürün-pazar uyumunu sağlamış startup’lar çok hızlı büyüme gösterirler. Startup şirketlerde, özellikle erken aşamada, karlılık pek önemsenmez; en önemli husus hızlı büyümedir. Tabii ki işin birim ekonomisine dikkat ederek, sürdürülebilir şekilde büyümesi gerekir. Ulaşılacak büyük ölçeğin ve belli bir kategoriyi domine etme gücünün gelecekte büyük karlılık da getireceği varsayılır; ki bu varsayım çoğu kez doğrudur. Çünkü startup’lar teknolojiyi çok iyi kullanarak işlerini ölçeklendirdikleri için, operasyonel yükleri geleneksel işlerde olduğu gibi, işlerin büyümesine paralel biçimde artmaz. Ölçek sahibi olabilmek startup’lar için çok önemlidir. Ayrıca, network etkisi ile, belli bir kategoriyi domine etmeye başladığında, rakip firmaların ortaya çıkma şansı da çok azalır.

Startup’ların geleneksel şirketlerden farkları nelerdir ?

Startup’lar doğada yeni bir canlı türü gibidir. DNA’ları geleneksel şirketlerden çok farklıdır. Startup’lar aslında yeni çevresel koşulların, yani dijital ekonomi koşullarının gereğince ortaya çıkmış, tamamen yeni bir şirket türüdür. İnternet bazlı teknolojileri çok etkili kullanarak, inovatif bir iş modelini, hızlı şekilde büyütme ve çok yüksek değere ulaştırma iddiası taşırlar.

Startup’ların odak noktasında şirket politikaları, şirket kuralları veya organizasyon şemaları yoktur. Odak noktalarında müşterilerinden kendilerine sürekli akan “Büyük Veri’nin Analizi” vardır. Yani elde ettikleri dijital büyük veriyi kısa sürede analiz edebilme ve buna göre en hızlı şekilde pozisyon alabilma kabiliyetleri çok yüksektir. Dijital ortamda “A/B testing” denilen testleri kısa sürede ve bol miktarda yaparak, müşteri tarafında neyin işe yaradığını çok fazla para yakmadan hızlıca ortaya çıkarabilirler.

Geleceğin şirketleri nasıl şekillenecek?

2000'den bu yana, dünyanın en değerli 5 şirketi nedir diye farklı kesitlerde baktığımızda geleceği daha net anlıyoruz. Örneğin, 2001, 2006 ve 2011’de sadece bir teknoloji şirketi en değerli 5 şirket arasına girebilmiş; 2 defa Microsoft ve 1 defa Apple bu sıralamaya girebilmiş.
Bugün ise şimdiden çok şey değişmiş durumda. En değerli ilk 5 şirket arasına Apple, Amazon, Microsoft ve Google’dan sonra, geleneksel şirketlerden sadece Berkshire Hathaway 5. olarak girebilmiş, yani eskinin en değerli dev şirketleri olan GE, Exxon, Walmart, Shell gibi devler ilk 5 içinde yer alamamış. Ayrıca ilk 10 olarak da baktığımızda 7 firmanın teknoloji firması olduğunu görüyoruz.
Ayrıca, son 5–10 yılda kurulmuş ve yukarı doğru hızla tırmanan çok sayıda yeni teknoloji firması var ve eski ekonomi şirketleri ile aralarını sürekli açıyorlar. Muhtemelen, 2030’da ilk 100 değerli şirket arasında hiçbir eski ekonomi şirketini göremiyor olacağız.

Gelecekte ekonomilerin kas gücü ve akıl gücü olarak, çok keskin ayrışacağını öngörüyorum. Kas gücü firmaları fiziki varlıkların sahibi olacak yani fabrikaların, AVM’lerin, otellerin, restoranların, araç filolarının sahibi olacaklar. Ancak kas gücü firmaları, müşterisine direkt olarak ulaşamayacak, arada her zaman akıl gücü firmaları yani teknoloji firmaları olacak. Booking, Uber, Airbnb, Alibaba, Amazon, Netflix, Spotfiy gibi platformlar her alana yaygınlaşacak. Elbette, asıl katma değeri yaratan da bu akıl gücü firmaları olacak.

Türkiye’deki girişimcilik ekosistemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

2018 senesi exit anlamında Türkiye ölçülerinde çok başarılı bir sene oldu. En başta Trendyol, OpsGenie ve GramGames olmak üzere toplamda 1.4 milyar dolarlık exit gerçekleşti ve bu exit’ler yatırımcılarını çok mutlu etti.

2018’e yatırım olarak baktığımızda ise, geç aşama ve erken aşama yatırımları birlikte değerlendirdiğimizde, toplamda 209 milyon dolar ile, yine 2018’de en iyi seneyi yaşadık aslında. Ancak erken aşama yatırımların düşük kalması önemli soru işaretleri yarattı. Bence, Türkiye her sene toplam yatırımlarda artışını sürdürecek, çünkü ektiğimiz bazı fidanlar ağaç olmaya başladı ve geç aşama yatırım almaya hazır firmaların sayısı artıyor. Zaten son 4 sene, 2016 yılı hariç, toplam yatırımlarda 150 milyon dolarların aşılmış olması, geç aşamalar sayesinde oldu.

Asıl sorunumuz şu: dünyada geç aşamalar dahil, toplam yatırımlar da son 5 senede çok hızlandı. Özellikle 2018 yılında 250 milyar dolar ile yeni bir rekor kırıldı. Yani geçen sene %43 gibi dev bir büyüme gerçekleşti.

Türkiye’nin dünya milli gelirine katkısı %1 civarında. Bu durumda geçen sene bu 250 milyar dolarlık yatırımlardan da %1 payımızı, yani 2.5 milyar dolar yatırım almamız gerekirdi. Toplam yatırımlar, en iyi senemiz olan 2018’de bile sadece 209 milyon dolar oldu. Yani en iyi senemizde bile ortalamanın 12 katı gerisindeyiz. Önümüzdeki 1–2 sene, Türkiye için zorlu geçecek, ancak Türk startup’ların hiçbir mazereti olduğunu düşünmüyorum, çünkü artık hepsi zaten global düşünmek zorundalar.

Türkiye’de startup ekosistemi nasıl gelişir?

Öncelikle gerçekçi olmamız gerekir. Türkiye’deki startup’lara yurt dışından oldukça yetersiz seviyelerde yatırım geliyor. Bu nedenle, iç dinamikler devrede olmak zorunda; yani geleneksel ekonomiden sermaye aktarmamız gerekiyor. Ancak bu söylendiği kadar kolay değil. Geleneksel ekonomideki karar vericileri aynı zamanda eğitmeliyiz. Dijital ekonominin getirdiği fırsatlar ve tehditler hakkında farkındalıklarını artırmamız gerekiyor. Ayrıca geleneksel şirket fonlarını, startup’lara yatırım anlamında mobilize edebilmek için mutlaka çok önemli vergi teşvikleri de sağlanmalıdır. Örneğin doğru kriterlere göre seçilmiş, potansiyeli yüksek startup’lara yatırım yapan firmalar, yatırım miktarlarının önemli bir oranını vergiden düşebilmeliler.
STEM (Science, Technology, Engineering, Mathematics) eğitimi milli bir dava haline gelmeli, toplum
liderleri sürekli STEM eğitiminin öneminden bahsetmeli.

Türkiye iç pazarını büyütmeliyiz. Bunun için örneğin herkesin çok düşük maliyetlerle satın alabildiği akıllı cep telefonu olmalı. İnternet her yerde ve bedavaya yakın olmalı. Akıllı cep telefonu ve internetin maliyetini arttıran tüm vergiler kaldırılmalı. Elbette Türkiye’nin dış pazarlarını da büyütmeliyiz. Bunun için de e-ihracata özel önem ve destek vermeliyiz. Çünkü Türkiye tekstil ve hazır giyim gibi sektörlerde önemli avantajlara sahip bir üretim ülkesi.

Startup’lara verilen teşvikler de oldukça sorunlu, çağın gerçeklerine uygun tekrar dizayn edilmesi gerekir. Örneğin desteklemek istediğimiz, potansiyeli yüksek startup’larımızı seçerken, tekno-park içinde faaliyet göstermek gibi anlamsız kriterler uygulamak yerine, gerçekten işe yarar kriterler uygulamalıyız. Bu seçilmiş startup’lara, belli bir büyüklüğe ulaşıncaya kadar, önemli vergi avantajları ve destekler sağlamalıyız. Destek politikalarında bence en önemli kriter bir starup’ın yatırım alabilmiş olmasıdır. Çünkü bağımsız ve rasyonel ekonomik bakış açısına sahip şirketler veya kişiler tarafından filtrelenmiş, yani seçilmiştir.
 
 

Yazıyı Paylaş:    

Diğer İçerikler

Türkiye ekonomisi

Türkiye ekonomisi

Türkiye ekonomisi

Devamını Oku
Bursalı Tekstilciler New York TTM’de

Bursalı Tekstilciler New York TTM’de

Bursalı Tekstilciler New York TTM’de İkili İş Görüşmesi Gerçekleştirdi

Devamını Oku
6698 SAYILI KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU KAPSAMINDA VERİ SORUMLUSU KAVRAMI VE VERİ SORUMLUSUNUN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

6698 SAYILI KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU KAPSAMINDA VERİ SORUMLUSU KAVRAMI VE VERİ SORUMLUSUNUN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

6698 SAYILI KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU KAPSAMINDA VERİ SORUMLUSU KAVRAMI VE VERİ SORUMLUSUNUN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Devamını Oku
BTSO EKONOMİ ARŞİV