Anadolu'dan Dünyaya Bereket Yolculuğu

Anadolu'dan Dünyaya Bereket Yolculuğu

Bursa’da 1978 yılından bu yana faaliyet gösteren MAY Tohum, yerli ilk özel sektör tohum şirketi olma özelliğini taşımasının yanı sıra Türkiye’de tohum ihracatının yaklaşık yüzde 10’unu gerçekleştiriyor. MAY Tohum, Ar-Ge odaklı hamleleri ve hedefleriyle uluslararası pazarda adından söz ettirirken, ziraat mühendisliği fakültesi öğrencilerini de sektöre kazandırıyor. 

Tecrübelerinizi BTSO Ekonomi ile paylaştığınız için teşekkür ederiz. Öncelikle okuyucularımıza sizi tanıyarak başlayalım…

1969, Bursa doğumluyum. Bursa’da ilköğretim, ortaöğretim ve lise öğrenimimi gördükten sonra İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Firmamız MAY Tohum, Türkiye’nin ilk özel sektör tohum şirketi olarak 1978 yılında babam Mehmet Ali Bey tarafından kuruldu. İşletmemizin kurulduğu dönemde Türkiye dışa kapalıydı ve 1982-1983 yıllarına kadar tamamen tohumculuk devletin elinde bulunuyordu. Dedem, zamanında Anadolu’nun büyük tüccarlarından biriymiş. Tüccarlığı yaparken işinin bir bölümü, Türkiye’nin farklı bölgelerinden tohumları toplayıp paketledikten sonra çiftçilere ve tüccarlara satmakmış. Dolayısıyla dedemin tüccarlığından gelen bir network var. Babam Mehmet Ali Bey ise tamamen tohumculuk işine konsantre olmuş.

 

‘SATIŞIN YARIDAN FAZLASINI İHRAÇ ETMEYİ HEDEFLİYORUZ’

Sizi sektördeki paydaşlarınızdan farklı kılan nedir?

Bizi farklılaştıran, Ar-Ge’ye yatırım yapma kararımızdı. 1997 yılında ilk olarak yağlık ayçiçeği Ar-Ge’sine adım atarak bu yola girdik. O günden bu yana 24 yıldır Ar-Ge faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Dedemiz ve babamız şirketi kuran girişimcilerdi. 3’üncü nesilden kuzenim Hamdi Bey ile birlikte kurumsallaşmanın temellerini attık. Şirketlerin sürdürülebilir olması için, en nihayetine sistemlerinin ve kendi organlarının olması gerekiyor. Yıllık üretim kapasitemiz yaklaşık 36 bin ton. Toplam çalışan sayımız ise 300. Çalışanlarımızın yaklaşık 110’u ziraat mühendisi. Özel sektörler arasında en fazla ziraat mühendisi istihdam eden şirketlerden biriyiz. Her yıl Uludağ İhracatçılar Birliği’nin (UİB) Yağlı Tohumlar Bölümü’nde ilk 2 veya 3’e giriyoruz. Ciromuzun 3’te 1’ini ihracat oluşturuyor ve ülkemizde tohum ihracatının yaklaşık yüzde 10’unu firmamız gerçekleştiriyor. Bizim hedef pazarımız arasında Karadeniz Bölgesi çevresindeki ülkeler, Türk Cumhuriyetleri, Akdeniz Bölgesi çevresi, özellikle Afrika ve Ortadoğu coğrafyasında bulunan ülkeler bulunuyor. Hedefimiz, bir noktadan sonra satışımızın yarısından fazlasını yurt dışına ihraç etmek.

‘İSTİHDAM İÇİN ZİRAAT FAKÜLTELERİNDEN YARARLANIYORUZ’

Firmanızın 1978’den bugüne kadar ayakta kalabilmesini hangi etkenlere bağlıyorsunuz?

Türkiye’nin en eski özel sektör tohum şirketi olduğumuz için belirli bir altyapıya sahibiz. Bu nedenle en büyük yatırımın insana yapılanın olduğuna inanıyoruz. Firma olarak Ar-Ge yapıyorsanız, bunu sürdürülebilir kılmalısınız. Sizin en önemli değeriniz, yetişmiş insan gücünüz olmalı. Buna bağlı olarak biz, ziraat fakültelerinde umut gösteren öğrencileri, ikinci sınıftan itibaren seçip burs veriyor ve şirketimizde çalıştırıyoruz. İkinci sınıf öğrencilerimiz ilk yıl üretim bölümünde çalışıyorlar ve mezun olmadan önce hem tohum sektörünü, hem de bizi tanımış oluyorlar. Bu öğrencilerden başarılı olanları yatkınlıklarına göre istihdam edip bir kısmını Ar-Ge’de, bir kısmını üretimde, bir kısmını ise pazarlama ve satışta çalıştırıyoruz. Böylelikle öğrencilerin yetişmesini sağlarken okuldan aldıkları teorik bilgilerini şirketimizde yaparak öğrenme yöntemi ile perçinlemiş oluyoruz. Bugüne kadar aldığımız sonuçlar umut verici. Kuzenim ve ben, babam tarafından işimizi devam ettirebilme konusunda özendirildik, teşvikini gördük. İşimizi seviyoruz. Sevmediğiniz bir işte 30 yıl çalışmanız, hele ki kendi işiniz ise mümkün değil.

Uluslararası çaptaki çalışmalarınız ve ihracatınız, işletmenizi nasıl etkiledi?

Yurtdışı ziyaretlerimizden, farklı kültürden insanlarla etkileşimlerimizden, partnerlerimizden ve ortaklarımızdan birçok şey öğrendik. Uluslararası anlamda tohumculuk işlerinin nerelerde olduğu, teknolojinin nasıl geliştirildiği, Ar-Ge’nin incelikleri gibi birçok konuda bilgi sahibi olduk. Bu yıl 370 milyon liralık yıllık ciro hedefimiz var. Tahminen bu yıl yüzde 35’i ihracat olacak.

‘KARARLARI ORTAKLAŞA ALIYORUZ’

Aile ortaklığında işletmenizin faaliyetlerini yürütmenin zorlukları var mı?

Bizim bir aile anayasamız var. Kesinlikle şirketin işleri ile ailemizin işlerini ayrı tutuyoruz. Aksi takdirde rekabetçiliğinizi korumanız ve rekabetçi olmanız mümkün değil. 300 çalışanımızın yüzde 80’inden fazlası beyaz yakalı ve üniversite mezunu. İşin sürdürülebilirliği açısından yetkin personelle çalışmak, her sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de büyük önem teşkil ediyor. Kuzenim Hamdi Bey ile birbirimiz tamamlayan bir yapıya sahibiz ve görev paylaşımımızı da buna göre yaptık. O ziraat mühendisi, ben ise işletme mühendisiyim. Buradaki amacımız entegrasyon. Birbirimizin sorumlu olduğu bölgeler arasında oldukça iyi iletişimi kurulmasını sağlamaya ve karar alırken ortak akıl ve fikir birliği oluşturmaya çalışıyoruz

BTSO’nun yürüttüğü çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

BTSO tarafından düzenlenen webinarlar, pandemi döneminde çok değerli hâle geldi. Özellikle de iş insanlarının deneyimlerini paylaştıkları webinarlar ilgimi çok çekiyor. Fırsat buldukça onları izlemeye çalışıyorum.