Küresel ilaç pazarı büyümesini sürdürürken, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi, biyoteknolojik ürünler ve Ar-Ge yatırımları sektörün önceliklerini yeniden şekillendiriyor. Türkiye ise güçlü üretim altyapısı, uluslararası standartlara uyum kapasitesi ve 180 ülkeye ulaşan ihracat ağıyla küresel ilaç ekosistemindeki konumunu geliştirmeye devam ediyor.

Geleneksel tıp, insanlık tarihi kadar eski, deneyime dayalı, kültürel kökenli ve bütünsel sağlık sistemlerini kapsar. Mezopotamya, Çin, Mısır ve Antik Yunan’da bitkisel ve manevi yöntemlerle gelişen bu uygulamalar, günümüzde Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) rehberliğinde, güvenli kullanım ve bilimsel araştırmalar temelinde modern tıpla bütünleşerek varlığını sürdürmektedir.

Bitki ve hayvan kaynaklarından şifa elde etme çabalarına dayanan ilaç ve eczacılık tarihi, 19. yüzyılda etken maddelerin izolasyonu ve laboratuvar sentezleriyle dönüşüm geçirmiştir. Eczanelerin bilimsel ve endüstriyel kuruluşlara dönüşmesi, büyük ölçekli fabrikaların kurulması, bilimsel gelişmeler ve yasal düzenlemeler modern ilaç endüstrisinin doğuşunu ve büyümesini sağlamıştır.

Birinci Dünya Savaşı’yla artan kendi kendine yeterlilik ihtiyacı, Avrupa, ABD ve Japonya’daki ilaç firmalarının büyümesini hızlandırmış; 1920 ve 1930’larda araştırma, geliştirme ve pazarlama yatırımları artmıştır.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında bilim ve teknolojiye ayrılan kaynaklar, antibiyotik, aşı ve sentetik kimyasallardaki ilerlemeler ile üretimin makineleşmesi ve standartlaşması sektörün gelişimini desteklemiştir. Ulusal sağlık sistemlerinin kurulması, kamu harcamalarının artması, fikri mülkiyet hakları ve patent koruması, ticaretin serbestleşmesi ve ekonomik entegrasyon çalışmaları, sektörün günümüzdeki düzeyine ulaşmasını sağlamıştır.

Dünya İlaç Pazarı ve Gelecek Beklentileri
Modern ilaç endüstrisi, gelişme sürecinde Almanya, İsviçre, Birleşik Krallık ve ABD’de yoğunlaşmış; Almanya’daki kimya firmaları sektöre hâkim konumdayken, özellikle 1980’lerde ticaretin serbestleşmesiyle üretim küreselleşmeye başlamıştır. Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT) kapsamındaki Uruguay Turu müzakerelerinde imzalanan 1994 tarihli İlaç Ürünleri Ticareti Anlaşması, uluslararası ilaç ticaretinin hukuki altyapısının güçlendirilmesinde ve öngörülebilir bir yapının oluşturulmasında önemli rol oynamıştır.

Anlaşma, çok sayıda ilaç ürünü ve bunların üretiminde kullanılan maddeler üzerindeki gümrük vergilerini ve diğer harçları kaldırarak, ticaretin kalıcı olarak gümrük vergisiz sürdürülmesini öngörmektedir. Anlaşma yalnızca bir grup ülke tarafından imzalanmasına karşın, katılımcıların Dünya Ticaret Örgütü’nün temel ilkelerinden olan “en çok kayrılan ülke” (Most favoured nation – MFN) ilkesini anlaşma kapsamındaki 7.000’in üzerinde ürünün ticaretinde uygulamayı taahhüt etmesiyle sektörün dünya genelindeki ticaretini derinden etkilemiştir.

Anlaşmaya katılan Kanada, Avrupa Birliği, Japonya, Makao (Çin), Norveç, İsviçre, Birleşik Krallık ve ABD, anlaşmanın imzalandığı dönemde dünyadaki üretimin yaklaşık yüzde 90’ını gerçekleştirmektedir. 2025 yılında ise dünya ilaç ihracatının yüzde 80’i, ithalatının yüzde 91’i bu ülkeler tarafından gerçekleştirilmektedir.

Dünyanın önde gelen ilaç firmaları anlaşmaya katılan ülkelerde faaliyet göstermektedir. 2000’li yıllarda Çin, Hindistan, Güney Kore ve Brezilya’daki üretimin gelişmesiyle uluslararası ilaç endüstrisi çeşitlenmiştir. Hindistan jenerik ilaçların önemli tedarikçilerinden biri olurken, Çin kimyasal bileşen üretiminde önemli merkezlerden biri hâline gelmiş; üretim ağları ve tedarik zincirleri farklı coğrafyalara yayılmıştır.

 Bununla birlikte COVID-19 pandemisi, yoğunlaşmış tedarik zincirlerindeki kırılganlıkları ortaya çıkarmış; ilaç üretiminde yeniden yerelleştirme ve çeşitlendirme stratejileri gündeme gelmiştir. 2025 yılı itibarıyla dünya ilaç piyasasının 1,9 trilyon dolara ulaştığı tahmin edilmektedir. ABD pazarı, dünya ilaç piyasasının yüzde 46’sını oluştururken, Çin yüzde 9 ile ikinci, ülkemiz ise 19. sırada yer almıştır.

Diğer taraftan, dünya genelinde ilaç piyasasına bakıldığında dünyanın önde gelen ilk 100 şirketinin piyasa değerinin toplam 6,2 trilyon dolar büyüklüğe ulaştığı görülmektedir. Toplam 20 ülkeye dağılan bu şirketler arasında ABD, 39 firmayla ilk sırada yer alırken, Çin 12 ve Hindistan 9 firmayla ikinci ve üçüncü sırada bulunmaktadır.

İlaç sektöründe Ar-Ge; yeni moleküllerin keşfine yönelik temel araştırmaları, keşfedilen moleküllerin laboratuvar aşamalarından sonra güvenli ve etkin ilaçlara dönüşmesini sağlayan klinik araştırmaları ve mevcut ürünlerden geliştirilen yeni formülasyon ve kombinasyonlarla tedaviye farklı seçenekler sunan katma değerli eşdeğer ürün çalışmalarını kapsamaktadır. Uzun süreç ve yüksek yatırım gerektiren bu çalışmalarda, bir molekülün beşeri ilaca dönüşmesi ortalama 10–15 yılı bulabilmektedir.

IGVIA tarafından yapılan 2025-2029 değerlendirmelerine göre;

  • Küresel ilaç piyasası büyüklüğünün yüzde 5-8 bileşik yıllık büyüme oranı (CAGR) ile 2029 yılında 2,4 trilyon dolara ulaşmasının beklendiği,
  • Bu büyüme beklentisinde immünoloji, onkoloji ve endokrinoloji (özellikle diyabet ve obezite) sektörlerinin öncü bir rol oynayacağı,
  • Latin Amerika ve Çin dahil Asya'da ilaç kullanımının, önümüzdeki beş yıl içinde diğer bölgelere göre daha hızlı büyüyeceği,
  • ABD ilaç piyasasındaki büyümenin yüzde 3-6 bileşik yıllık büyüme oranı (CAGR) seviyesinde olacağı,
  • Kanser ilaçları harcamalarının 2024 yılında 252 milyar dolara yükseldiği, 2029 yılına kadar 441 milyar dolar seviyesine yükseleceği,
  • İmmunoloji ilaçları harcamalarında 2029 yılına kadar 49 milyar dolar ilave artış görüleceği,
  • Obezite harcamalarında ise 2029 yılına kadar 50,7 milyar dolar ilave artış yaşanabileceği,

tahminleri yapılmıştır.

Avrupa’da başlayan biyobenzer ilaç üretimi, günümüzde Çin, Hindistan ve Güney Kore gibi ülkelerde yoğunlaşırken, Brezilya ve Meksika’da da biyoteknolojik ürünlere kaynak ayrılmaktadır. Maliyet etkinliği ve stratejik önemiyle öne çıkan biyobenzer ilaç pazarının, 2026’da yaklaşık 50 milyar dolara ulaşması ve 2030’lu yılların ortalarına kadar yüzde 16–18 bileşik yıllık büyüme oranıyla (CAGR) genişlemeye devam etmesi beklenmektedir.

Dünya Ticareti
Dünya ilaç ithalatı, 2025 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 14 artış göstererek 1,11 trilyon dolar değerinde gerçekleşmiştir. GTİP bazında incelendiğinde; dünya ilaç sektörü ithalatında en önemli kalemin, 3004 GTİP numaralı perakende hale getirilmiş ilaçlar olduğu görülmektedir. Bu ürünü, 3002 GTİP numaralı tedavide kullanılan kanlar serumlar aşılar ile hormonlar vb. öncelikle kullanılan türevleri takip etmektedir.

2025 yılında dünya ilaç ithalatında önde gelen ülkeler ise; ABD, Almanya, İsviçre, Belçika, İtalya ve Çin olmuştur. Bu ülkeler genellikle birbirlerinden ithalat yapmaktadır ve gelişmekte olan ülkelerden yaptıkları ithalat düşük miktarlarda olmaktadır. Ayrıca, ilaç sektörünün gelişmiş olduğu ülkelerde de ilaç ve ilaç hammaddesi ithalatı yapılmaktadır. Türkiye, dünya ilaç ithalatçısı ülkeler sıralamasında, bir önceki yıla göre ithalatını artırarak yüzde 19 oranında artırarak 28. sırada yer almıştır.

2025 yılında dünya ilaç ihracatında önde gelen ülkeler ise; İrlanda, Almanya, İsviçre, ABD, Belçika, İtalya ve Fransa olmuştur. Türkiye, dünya ilaç ihracatçısı ülkeler sıralamasında, bir önceki yıla göre ihracatını yüzde 9 oranında artırarak 2,4 milyar dolar ile 27. sırada yer almıştır.

Türkiye’de İlaç Ürünleri Sektörü 
Türkiye, üretim standartları, teknolojisi ve kapasitesi itibarı ile oldukça gelişmiş bir ilaç sanayiine sahiptir. İlaç sanayi; önemli miktar ve çeşitlilikle üretim ve ihracat imkanına sahip, katma değeri yüksek olan sektörlerimizden biridir.

İnsan yaşamını doğrudan etkileyen sağlık ve tedavi hizmetleri sunması ve yüksek düzeyde Ar-Ge faaliyetleri nedeniyle ilaç endüstrisi stratejik bir sektör olarak tanımlanmaktadır. Ülkemizde ilaç endüstrisinin önemi giderek artmakta ve Türkiye ilaç sektörü hem dünyadaki gelişmelere paralel olarak hem de sağlıkta dönüşüm planı çerçevesinde değişmektedir.

Türkiye ilaç sanayi, çok özel üretim teknolojisi gerektiren ürünler (biyoteknoloji vb.) dışında her türlü ürünü üretebilecek teknolojik düzeye ulaşmıştır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen ve 1984 yılından itibaren yürürlüğe giren "İyi Üretim Uygulamaları" (Good Manufacturing practices-GMP) çerçevesinde gerekli yatırımları yaparak teknolojik alt yapısını güçlendirmiş, AB ülkeleri ile kıyaslanabilir bir teknolojik düzeye ulaşmıştır. Diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de uluslararası norm ve standartlar uygulanmakta olup, ilaç üretim tesisleri Sağlık Bakanlığı’nca sıkı biçimde denetlenmektedir.

2025 yılı itibariyle ülkemiz ilaç sektörü, Avrupa Birliği (AB), Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT), Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkeleri başta olmak üzere yaklaşık 180 ülkeye ihracat gerçekleştirmiştir.

OECD tarafından yapılan çalışmaya göre ülkemizde kişi başı sağlık harcaması 2023 yılında 2.103 dolar olarak gerçekleşmiştir. Ülkemizde sağlık harcamalarının GSYH içerisindeki payı yüzde 4-5 aralığında seyretmekte olup, cari sağlık harcamaları finansmanının yüzde 75’inin kamu harcamaları oluşturmaktadır. 

IQVA verilerine göre ülkemiz 2024 yılında ilaç pazar büyüklüğü olarak bir önceki yıla kıyasla yüzde 11,9 büyüyerek 11,5 milyar dolar ve yüzde 1 pay ile dünyada 19’uncu sırada yer almaktadır. 

Ülkemizde de dünyadaki gelişmelere paralel olarak biyoteknolojik ilaçların üretimine yönelik muhtelif firmalarca yatırımlar yapılmaktadır. Biyoteknoloji alanı, özellikle uzun yıllara dayanan bir üretim kültürümüzün bulunduğu konvansiyonel ilaç alanına göre, birikimimizin göreceli olarak daha az olduğu ve yetkinliklerimizin hızla geliştirilmesi gereken alanlardır.

Firmalarımızın ruhsatlı biyolojik referans bir ilaca benzerlik gösteren biyobenzer ürün geliştirme kapasitesi bulunmakla beraber sınırlı sermaye birikimi göz önüne alındığında yüksek riskli Ar-Ge faaliyetlerine kaynak aktarmalarında güçlükler yaşanmaktadır. 

Sağlık Bakanlığı ve TÜBİTAK tarafından desteklenen çalışmaların da katkısı ile 2025/26 döneminde Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından ruhsatlandırılmış 374 biyoteknolojik, 103 biyobenzer ilaç bulunmakta, 33'ten fazla biyobenzer ilaç da yerli olarak üretilmektedir.

1990 yılında ABD, Avrupa Birliği ve Japonya ilaç otoriteleri tarafından kurulmuş ve yayınladığı kılavuzlar ile ilaçların etkili, güvenli ve yüksek kalitede olduğunu garanti etmek için dünya çapında regülasyonların uyumlaştırılmasını amaçlayan ve hâlihazırda tüm dünyada ilaç regülasyonlarını yayımlayan, düzenleyen ve yönlendiren temel kuruluş olan Uluslararası Uyum Konseyi’ne (The International Council for Harmonisation of Technical Requirements for Pharmaceuticals for Human Use – ICH) 2017 yılı Kasım ayından bu yana gözlemci statüsünde katılan T.C. Sağlık Bakanlığına bağlı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK), üyelik kriterlerinin tamamını yerine getirerek 27 Mayıs 2020 tarihi itibariyle aralarında ABD (FDA), Avrupa Birliği (EMA), Japonya (PMDA), İsviçre (Swissmedic), Kanada (Health Canada), Singapur (HSA), Güney Kore (MFDS), Çin (MNPA), Tayvan (TFDA), Brezilya (Anvisa) gibi ilaç otoritelerinin yer aldığı söz konu Konseye tam üye olarak kabul edilmiştir.

Diğer taraftan, Sağlık Bakanlığının girişimleri sonucunda Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK), aralarında İsviçre, ABD, İngiltere, İrlanda, Almanya, Kanada, Japonya ve Avustralya’nın da bulunduğu Uluslararası İlaç Denetim Birliği (PIC/S) üyeliğine kabul edilmiştir.

Ayrıca TİTCK'ye ait "Ulusal Kontrol Laboratuvarı", uluslararası denetim ve değerlendirmeler sonucunda, 42 ülkeden 68 laboratuvarın yer aldığı Avrupa İlaç Kalite ve Sağlık Hizmetleri Direktörlüğü (EDQM) Avrupa Geneli Resmi İlaç Kontrol Laboratuvarı Ağı'na tam üye statüsüyle katılmıştır.

Türkiye İlaç Ürünleri Dış Ticareti
Türkiye’de çoğunlukla biyoteknolojik ürünler, bazı aşılar, kan ürünleri, bazı değiştirilmiş salım sistemine sahip olan ilaçlar, insülin ve kanser ilaçları gibi birçok tedavi grubundan ilaç ithalatı yapılmaktadır. İlaç endüstrisi gelişmiş ülkeler de dâhil olmak üzere, bütün ülkelerde, ilaç ve ilaç hammaddesi ithalatı yapılmaktadır. 

İhracat 
2025 yılında ilaç ve eczacılık sektörü ihracatımız bir önceki yıla göre yüzde 9 oranında artarak 2,4 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. 2025 yılı ihracatımızda ilk sırada 1,44 milyar ABD doları ile tedavide/korunmada kullanılmak üzere hazırlanan ilaçlar (dozlandırılmış) (GTP:3004) yer almaktadır. Bu ürün grubunu insan ve hayvan kanı, serum, aşı, toksin vb. ürünler (GTP: 3002) ile hormonlar, vb. öncelikle hormon olarak kullanılan türevleri (GTP: 2937) takip etmektedir. Ülkemizin 2025 yılı ilaç ihracatında ilk sırayı G. Kore almaktadır. Macaristan, Gürcistan ve Irak ihracatımızda önde gelen diğer pazarlarımızdır. 

İthalat 
2025 yılında ilaç ve eczacılık sektörü ithalatımız bir önceki yıla göre yüzde 19 oranında artarak 6,77 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. 2025 yılı ithalatımızda ilk sırada 3,15 milyar dolar ile insan ve hayvan kanı, serum, aşı, toksin vb. ürünler (GTP: 3002) yer almaktadır. Bu ürün grubunu tedavide/korunmada kullanılmak üzere hazırlanan ilaçlar (dozlandırılmış) (GTP:3004) ile antibiyotikler (GTP: 2941) takip etmektedir. Ülkemizin 2025 yılı ilaç ithalatında ilk sırayı AB ülkeleri, ABD, İsviçre ve Güney Kore almaktadır.