2020 yılında yarım kalan ekonomik savaş yeniden başlayacak mı? Aslında, 2025 yılı için tüm dünyanın merakla beklediği konulardan biri de ABD-Çin ekonomik savaşının (!) devam edip etmeyeceği. -Kendi ifadesiyle- Gazze’deki ateşkesin baş mimarı olan ve Rusya-Ukrayna çatışmasını sonlandırabileceğini savunan ABD’nin yeniden göreve gelen başkanı Donald Trump; Panama, Kanada, Meksika ve Grönland meseleleri ile siyasi açıdan küresel gündemi ısıtmaya başlarken, Çin ile yeni bir ekonomik mücadelenin de ilk sinyallerini vermeye başladı. Çin devlet başkanı Xi Jinping ile göreve gelmeden hemen önce gerçekleşen telefon görüşmesinde iki ülke arasındaki ticaretin dengelenmesi, TikTok ve fentanil üretiminin önlenmesi meseleleri de yer aldı. Bu üç konuda da ABD-Çin arasındaki görüşmeler gelecek döneme ilişkin iki ülke arasındaki ilişkilerin seyrini de belirleyecek gibi görünüyor. Tabii ki bu meselelerin arka planında başka meseleler var.
Daha önce ne olmuştu?
Her ne kadar gayrisafi yurtiçi hasıla bakımından dünyadaki en büyük ekonomi ABD olsa da, Çin’in son yirmi yıllık dönemdeki hızlı yükselişi iki ülke arasındaki ekonomik rekabeti de daha görünür hale getirmeye başladı. Çin’in ucuz emeğe ve değersiz para birimine dayalı üretim modelinin, ABD’deki çok sayıda küçük üreticiyi olumsuz etkimesi henüz başlarda daha tolere edilebilir bir durumdu. Fakat Çin’in son on yılda teknoloji geliştirme konusunda atmış olduğu önemli adımlar iki ülkeyi daha fazla karşı karşıya getirdi. İki ülke arasındaki ticarette ABD aleyhine gerçekleşen açık 2010 yılında 273 milyar $ iken, 2018 yılında bu rakam 418 milyar $’a kadar yükseldi. Trump yönetiminin 2018 yılından itibaren almış olduğu ticaret kısıtlayıcı önlemler ve Covid-19 kısıtlamaları bu açığın azaltılmasında etkili olmuştur. Bununla birlikte Çin, 2020 yılında ABD’yi geçerek Avrupa Birliği’nin en büyük ticaret ortağı oldu. Latin Amerika ve Afrika’da ise etkisini daha da arttırdı. Koronavirüs’ün Çin’den yayıldığı propagandası ve Trump’ın “Çin Virüsü” ifadeleri iki ülke arasındaki ekonomik rekabetin hangi boyutlara ulaştığını gözler önüne seriyor. Bu konuda ABD başarılı da oldu. 2021 yılında 344 milyar $ ile rekor düzeyde doğrudan yabancı yatırım çekme başarısı gösteren Çin, 2023 yılında yalnızca 42 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım çekebildi. Bu değerle birlikte Çin’e yönelen doğrudan yabancı yatırım tutarı 2001 yılındaki seviyenin de altında kalmış oldu. Aynı zamanda büyüme oranları da % 5 seviyelerinin altına indi. Bu durumun arkasında Çin’deki emlak piyasasındaki sorunların da etkili olduğunu söylememiz gerekir.
Gelecek için ne bekleniyor ?
Covid-19 sonrası doğrudan yabancı yatırım çekme konusunda başarısızlığa mahkum edilen Çin, elindeki yeni kozu ihraç ettiği küresel yatırım miktarında göstermeye başladı. Pandemi öncesinde 136 milyar $ olan Çin’in küresel doğrudan yatırımları 2022 yılında 200 milyar $’ı aştı. 2023 yılında 185 milyar $ olarak gerçekleşse de 2024 yılının ilk sekiz ayında 100 milyar $’ı aşmış durumda. Bu yatırımların çoğunluğu yenilenebilir enerji ve elektrikli otomobil gibi yüksek teknoloji içerikli ürünler. Genel olarak bakıldığında, ABD-Çin ekonomik savaşı her ne kadar ABD’nin dış ticaret açıkları ve küresel pazar kayıpları eksenine oturtulmaya çalışılsa da, bu konunun arka planda ABD’nin en etkili silahı olan “dolar” varlıkları var. Aslında dolar ABD’nin para birimi olsa da -fiili olarak- küresel rezerv para olması nedeniyle kimin elindeyse sahibinin de o olduğunu söylenebilir. Örneğin, Çin’in döviz rezervleri güncel olarak yaklaşık 3.2 Trilyon $’ı buluyor. Bu dolarların sahibi olan Çin, özellikle 2008 Krizinden sonra döviz rezervleri sayesinde ABD tahvillerinin önemli müşterileri arasında yer almaya başladı (!). Çin’in dış ticaret fazlası ABD’nin dengelerini alt üst etmeye yetiyor. Trump 2.0 döneminde yeni mücadele Çin’in küresel yatırımları üzerine olacak gibi görünüyor. Ancak mücadelenin sıkıştığı bir nokta var, o da Pekin’de bulunan Chengfang sokağı 32 numara. Bu adres ABD-Çin savaşının merkezi noktası.