Erice Turizm Kurucusu ve BTSO Meclis Üyesi Gülşen Erice; 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle gerçekleştirdiğimiz özel söyleşide, turizm sektörüne giriş serüvenini, annesinden aldığı ilhamı, kadın girişimciliğinin önemini, Bursa’nın turizm potansiyelini, BTSO’nun sektöre yönelik çalışmalarını ve Bursa Business School vizyonunu BTSO Ekonomi için değerlendirdi.

Sizi tanıyabilir miyiz? Turizm sektöründe yolculuğunuz nasıl başladı? 
Ben Gülşen Erice. Erice Turizm Seyahat Acentesinin sahibiyim. Aynı zamanda Bursa Ticaret Sanayi Odamızda 42. Komitenin Meclis Üyesi olarak görev alıyorum.  Aslında benim bu serüvenim, hayatımda idol olarak gördüğüm bir kadın sayesinde başladı: annem sayesinde sektöre giriş yaptım. 1994 yılında liseden mezun olduğumda maliye bölümünü kazanmıştım. Ancak orada yalnızca bir dönem dayanabildim.  Beni oradan almaları için her gün ağladığımı hatırlıyorum. Annem de sonunda benim orada devam edemeyeceğimi anladı ama evde oturmama da izin vermedi. Böylece başlayan bir serüvendi.

O dönemde İstanbul’da, özellikle uçak bileti düzenleme alanına yönelik çeşitli sertifika programları vardı. Ben de özel bir şirketin düzenlediği, Boğaziçi Üniversitesi ile entegre yürütülen ücretli bir ticketing kursuna katıldım. Böylece 1995 yılı itibarıyla turizm sektörüne adım atmış oldum. O günden sonra da bu meslekten bir daha hiç çıkamadım. Çünkü turizm, bir süre sonra sadece bir iş değil, doğrudan yaşam biçimi haline geliyor.

Annemin özellikle ticketing alanında eğitim almamı istemesinin bir nedeni de o yıllarda Yenişehir Havalimanı’nın temellerinin atılmasının gündemde olmasıydı. Kendi mesleğinde, bir ekmek fırını işletmecisi olarak 7/24 çalışan annem, bu alanın daha masa başı ve daha stabil bir iş olacağını düşünüyordu. Hatta tatili olan, insanın kendine vakit ayırabileceği bir meslek hayal etmişti benim için. Ama açıkçası bu konuda annemi biraz hayal kırıklığına uğrattık. Yani 7/24 yaşayan, organik bir mesleğin içinde buldum kendimi. Seyahatleri bol olan, tatil günlerini misafirlerine göre oluşturan bir meslek sahibi oldum ve ben yaptığım işten çok mutluyum.

Firmanızın kuruluş sürecinden bugüne sektöre bakış açınız nasıl şekillendi?
Erice Turizm’i 2006 yılında eşimle birlikte kurduk. İlk etapta 1995’ten o tarihe kadar alışık olduğum çalışma düzeni ve sektör tecrübesiyle yolumuza devam ettim. Ancak 2007 yılıyla birlikte sektöre daha farklı bir pencereden bakmaya karar verdik. Özellikle Güneydoğu Asya’yı ana hat olarak belirledik. Bu bölge, hem iş seyahatleri hem de turistik seyahatler açısından bizim için önemli bir merkez haline geldi.

Orada aldığımız yerel hizmetlerde bir ağ oluşturabildik. Sektörde mevcut olan her bir meslektaşım müthiş bir kriz yönetimine sahip. Çünkü kelebek etkisinin en net yaşandığı sektörlerden biri turizm. Savaş, ekonomik kriz ya da beklenmedik herhangi bir gelişme olsun; bunların altından kalkabilecek güce sahip bir sektörüz.

Çünkü çoğu zaman ilk etkilenen alanlardan biri biz oluyoruz. Buna rağmen, ekonomiye en yüksek katkı sağlayan sektörlerden biri de yine turizm. Yaşanan bu tür krizler, bize hızlı hareket etmeyi, yeni alanlar oluşturmayı ve farklı çözümler geliştirmeyi öğretti.

Aslında bu yönüyle hem mesleğimle hem de meslektaşlarımla gurur duyuyorum. Çünkü yılmıyoruz; seviyoruz. Yaşamayı seviyoruz, katkı sağlamayı seviyoruz, sonuç almayı seviyoruz. Bizim işimizin en güzel taraflarından biri de, birlikte hizmet verdiğimiz ve yol aldığımız misafirlerimizi mutlu etmeyi başarabilmek.

Bursa’nın turizm potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bursa, çok yönlü turizm potansiyeline sahip bir şehir. Yalnızca kültürel mirasıyla değil; gastronomisi, tarihsel birikimi, sanayisi, üretim gücü, toplumsal yaşamı ve sahip olduğu zenginliklerle başlı başına güçlü bir turizm ürünü sunuyor. Geçmişten bugüne “Yeşil Bursa”yız biz.

Uludağ’a çıktığınızda yol boyunca sizi geçmişten bugüne uzanan etkileyici bir tarih var. Hikâyeleriyle, mitleriyle ve kültürel hafızasıyla Bursa gerçekten çok özel bir şehir. Üstelik Bursa derken yalnızca merkezi kastetmiyorum. Örneğin İznik, başlı başına çok kıymetli bir kültür barındırıyor. Bunun yanında diğer ilçelerimizde de gün yüzüne çıkarılmayı bekleyen, üzerinde hassasiyetle çalışılabilecek çok sayıda tarihsel ve turistik değer var.

Turizm sektöründe kadınların gücü ve çalışmaları hakkında neler söylersiniz?
Turizm sektörü, kadınların iş hayatında kendilerine yer bulabildiği alanlardan biri. Elbette zaman zaman zorluklar yaşanıyor; bu durum yalnızca iş yaşamında değil, toplumsal hayatta da karşımıza çıkabiliyor. Ancak yine de kadınlar açısından turizm, fırsat sunan en şanslı sektörlerden biri. Çünkü biz tamamen insan odaklı çalışıyoruz. Bu da turizm sektörünün en güçlü yönlerinden birini oluşturuyor.

Kadın sadece bir alanda değil, birçok alanda var. Biz de rekabet gücümüz arttıkça, annelerimizden kız evlatlarımıza kadar tüm kadınların bu gücü hissederek yürümelerini istiyoruz. Çünkü bu güç bize topraktan geliyor. Yalnız şunu da söylemek istiyorum; özellikle Bursa’da kadın meslektaşlarım son derece güzel işler ortaya koyuyorlar. Üstelik çok farklı segmentlerde. Çünkü turizm seyahat acentacılığı tek bir hizmet alanından oluşmuyor. Bunun içerisinde kurumsal çalışmalar var, kültür turları yapan, kültürel hareket sağlayan acentelerimiz var. Bu vesileyle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yürekten kutluyorum. İş hayatında, sosyal yaşamda ve aile hayatında kadının gücünü lütfen yadsımayınız.

Seyahatlerinizin size kazandırdığı birikimler hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Şimdiye kadar 90’a yakın ülkeyi ziyaret edebildim ve iş birliği halinde olabilme imkânım oldu. Bunu yakın zamanda 100’e tamamlamayı planlıyoruz. 100’ü tamamladığımızda da buna özel bir paylaşım yapacağız.

Gezdiğimiz şehirlerde ve ülkelerde, özellikle yöresel ve yerel zanaatkârlar ile sanatçıların yaptığı kuklaları ve bebekleri biriktiriyorum. Onların büyük bir bölümünü evde, çeyiz sandığında saklıyorum.

Çünkü vakti geldiğinde, bu yerel sanatçıların bu bebekleri ve kuklaları işlerken, yaparken ve hazırlarken çekilmiş kısa videolarına da sahibim. Gerekli sayıya ulaştığında, arzu ettiğim konforu, potansiyeli ve bilgiyi yaratacağına inandığım anda bunu hem medya aracılığıyla hem de bir sergi olarak sunmayı planlıyorum.

Mesleki hayatınızın yanında çeşitli STK’larda aktif görev alıyorsunuz. Bu yapıların hem sektörünüze hem de kişisel gelişiminize katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bütün STK’lar gönüllülük esasına dayanan, zaman ayırmanız gereken, mevcut fikirleri paylaşmanız ve soru sormanız gereken yapılardır. Bunların içerisinde mesela Yarına Şans Ver’i biraz ayrı tutuyorum. Çünkü diğerleri tamamen mesleki STK’lar. Yarına Şans Ver ise ruhumuzu, gönlümüzü paylaştığımız, bence çok etkili bir hal almış güzel bir hareket. Biz buna iyilik hareketi diyoruz.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odamızda 42. Komite ağırlıklı olarak seyahat acentalarından oluşuyor. Mesleki süreci orada, üstelik BTSO gibi bir kurumda, çok daha geliştirilebilir bir zeminde ele alabiliyoruz. Sektöre fazlasıyla katkı sağlayabileceğimize inanıyorum. Çünkü özellikle bürokratik kısımda erişilebilirliği daha hızlı olan, mevcut sorunları gündeme taşıdığımızda ilgiyle karşılayan ve bunun üzerinde odadaki ekip arkadaşlarıyla birlikte süratle hareket eden güçlü bir kurum yapısı var. Sonuç itibarıyla böyle güçlü bir kurumun STK’sında gönüllülük esasına göre çalışıyor olmaktan gurur ve memnuniyet duyuyorum.

Bunun dışında Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Güney Marmara Bölgesi’nde görev alıyorum. Skal Kulüp Bursa’da da başkan yardımcısı olarak görev yapıyorum. Ki bu, dünyadaki en eski turizm örgütüdür.

Ben bu mesleği yürütmeyi istiyorum. Dolayısıyla hem sektöre, paydaşlarıma ve meslektaşlarıma katkı sağlayabileceğim, hem de beni kişisel olarak geliştirecek her alanda var olmayı arzu ediyorum.

Bursa Business School ve BTSO’nun sektöre sunduğu katkıları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bursa Business School’un hayata geçirilmiş olması son derece kıymetli. Turizm Konseyi olarak da sektörel bazda çalıştaylarımızın ve buluşmalarımızın olduğu, güzel iş birliklerinin kurulabildiği önemli bir alan yarattı bize. Burada çok da profesyonel bir hizmet alıyoruz. Odanın bu konuda son derece kıymetli bir değeridir bizim için.

Ayrıca İbrahim Başkanımın son derece gelişmiş, global bir vizyonu mevcut. Buradaki bakışı da son derece kıymetli. Sektörde var olan üyelerimizin tümüne, gördüğüm kadarıyla, son derece sıcak ilişkilerle yaklaşılıyor. Özellikle fuarcılık alanında da KFA Fuarcılık’ın güzel atılımları var. Şehre de katkı sağlayan, sektörlere de katkı sağlayan bu çalışmaların umarım daha da geliştirilerek, şehrimizde mevcut olan tüm üyelerin aktif olarak kullanabileceği güzel bir planlamayla ilerlemesini diliyorum. Çünkü malum, bizim sektörümüz Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın her bir üyesine hizmet verebilecek kapasitede.