Bocan Couture, yenilikçi tasarım ve üretim anlayışıyla global moda pazarında adından söz ettiriyor. Şirketin kurucusu, BTSO Meclis Üyesi ve Fuar Komisyonu Başkanı Ali Bocan, girişimcilik yolculuğunu, firmanın sektördeki konumunu, markalaşma sürecini ve dijitalleşmenin tekstil sektörüne etkilerini BTSO Ekonomi ile paylaştı.
Merhaba, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ali Bocan kimdir?
Merhaba ben Ali Bocan. 1960 Bursa doğumluyum. Göçmen bir ailenin çocuğuyum. Evliyim iki kız çocuğum var. Eşimle birlikte 40’lı yaşlarımızda üniversite okuduk. Ben sosyal bilimlerden eşim ise sağlık işletmeciliğinden mezun oldu. Sonrasında doktor arkadaşlarımızla birlikte Bursa’nın ilk lazer merkezi Epila’yı kurduk. Onlarla beraber bir yol yürüdük ve bu işin tıbben sağlıklı olabilmesi için mücadele ettik. Babam tekstilciydi. Dokuma fabrikamız vardı ve 1977’de babamın yanında orada iş hayatına başladım. Bu süreç devam etti ve yurt dışına farklı noktalara ihracatlar gerçekleştirdik. İş hayatının içerisine bu şekilde girdik. Şimdi ise Bocan Couture olarak iş hayatımıza devam ediyoruz. İnovasyona çok inanıyorum. Yenilemek ve güncellemek esas meselem olmuştur. Bir de hayattaki mottom ‘önemse, önemsen’dir. Ben neyi önemsediysem o konuda önemli oldum. Bir yandan da hobilerim gelişti. Bu hobilerle ruh çapalarımı artırınca, endişeden uzak bir insan olmaya başladım. Bursaspor benim için önceliklidir. Kayak ve motosiklet hobilerim arasındadır. Dünyanın her yerini motosiklet ile gezmek bana rota yapmayı, tarihe ve coğrafyaya daha çok ilgi duymamı sağladı, farkındalığımı artırdı. Mümkün olduğu kadar çok kitap okuyor, sinemaya ve tiyatroya gidiyorum. Ayrıca tarihi yerleri ve müzeleri gezmekten çok mutlu oluyorum.
Bocan’ın kuruluş hikayesinden bahseder misiniz?
Eşim, Ayşe Hanım ile birlikte sağlık sektörüne 23 yıl emek harcadıktan sonra hem baba mesleğimiz hem de eşimin moda tasarım bölümünden mezun olması dolayısıyla bu alanda Türkiye’de iyi bir marka olmayı amaçladık. Ulaşabileceğimiz hedef kitlemizi ve hedef pazarımızı belirledik. Körfez ülkelerine, örneğin; Katar, Kuveyt, Bahreyn, Abudabi, Suudi Arabistan’a nasıl hitap edeceğimize dair plan ve proje geliştirdik. Eşimin katkı ve destekleri ile koleksiyonlar oluşturarak hareket ettik. Marka olma sürecimizi her zaman dünya standartlarında tutma gayesiyle dijitalleşme süreçlerini yakından takip ettik. Web sitelerinden sosyal medya yönetimine birçok alanda müşterilerimize nasıl ulaşabileceğimizi belirledik ve konunun profesyonellerini süreçlerimize dahil ederek ihracat yapmaya başladık.
Büyük bir marka olmak adına İstanbul Nişantaşı’nda ve Londra Marlylebone’da şubelerimizi açarak hedef pazarlarımıza ulaştık. 2025 yılında da Paris’e bir mağaza açmak istiyoruz. Bunları sadece bir tanıtım olarak görüyoruz. Asıl hedefimiz, e-ticaretimizi daha da geliştirmektir. Bu konuda projeler üretmeye devam ediyoruz. Dünyada nano teknoloji ile üretilen kumaşları yakından takip ediyoruz. Sosyal yapıda hitap ettiğimiz kesimin desen tercihlerini izliyoruz. Japonya ve Hindistan’dan dantel ağırlıklı kumaşlarımızın yanı sıra nano teknoloji ile üretilen kumaşlarımız da bulunuyor. Kumaşlarımızı sürekli güncelliyoruz. Müşterilerimizden aldığımız geri dönüşler doğrultusunda kreasyonlarımızı oluşturuyoruz. Sosyal sorumluluk projeleri, markalaşma süreci için çok önemli. Uzun yıllardır uyguladığımız sosyal sorumluluk projemiz kapsamında, Afrika ülkelerindeki Müslüman öğrencilere her satılan üründen pay gönderiyoruz. Bu projeye büyük önem veriyoruz ve şu anda da yeni sosyal sorumluluk projeleri geliştiriyoruz.
Ürünlerimizin her birinde kendi hayat hikayemizi yansıtıyoruz. Her sattığımız ürünle, İpek Yolu'ndan çıkıp gelen Bursa’lı kadınların el emeğini ve duygularını müşterilerimize aktarmaya çalışıyoruz. Bu yüzden ambalajlamaya büyük özen gösteriyoruz. Çünkü, her gönderdiğimiz üründe kaliteyi ön planda tutarak, katma değeri yüksek ürünler üretmeyi ve böylece Türkiye ekonomisine katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda çalışmalarımıza, araştırmalarımıza ve AR-GE’ye büyük önem veriyoruz.
Bocan Couture olarak geleceğe dair hedefleriniz ve hayalleriniz nelerdir?
Türkiye’den çıkan güçlü bir marka olma yolunda ilerliyoruz. Bunun yol haritasını sıfırdan keşfetmemize gerek yok; dünyada bunu başaran birçok örnek var ve biz de bu yolu izliyoruz. Bu süreçte en çok önem verdiğimiz şey, ürünün olmazsa olmazı olan doğruluk, samimiyet ve güvenilirliktir. İnsanların bize güvenmesi, işimizi profesyonelce yapmamız bizim için büyük bir öncelik. Bu süreçte hem kendimizi geliştiriyor hem de markamızı büyütmek için sürekli öğreniyoruz. Her gün yeni bir şey öğrenerek hedeflerimize adım adım yaklaşıyoruz. İnşallah bir sonraki aşamamızda Amerika ve Endonezya gibi pazarlara açılarak, dünyanın farklı noktalarında Bocan tabelalarını görmek istiyoruz. Bunu yaparken istihdamı artırıyor, burada pek çok kadınla birlikte üretim yapıyoruz. Onlarla birlikte bu başarıyı paylaşmak bizi mutlu ediyor. Aynı zamanda Türkiye’de daha fazla istihdam sağlamak için markalaşmanın en önemli unsur olduğuna inanıyoruz
Tekstil sektörünün mevcut durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz, karşılaştığınız fırsatlar ya da zorluklar nelerdir?
Bu durumu iki şekilde değerlendiriyorum: Birincisi, bizim dışımızda gelişen faktörler. Tekstil sektörünün şu anda iç piyasada sıkıntılar yaşadığını biliyorum. Ancak bu durumdan kimseyi suçlamıyorum ve suçlamam da. Arkadaşların mutlaka yeni pazarlar araştırmaları ile ürünlerini çeşitlendirmeleriyle her konuda, her yerde, her ürünün bir alıcısı olduğuna inanıyorum. Bu yüzden girişimcilerin bu alanda daha fazla çaba göstermesi gerekiyor. İstihdamı artırmanın yolu da buradan geçiyor. Ancak ne yazık ki, birçok kişi bunu bir gayret olarak değil, alışkanlık haline getiriyor ve tekrara düşüyor. Hem ticari yaşamlarında hem de günlük hayatlarında yenilikten uzaklaşıyorlar. Profesyonel destek almıyor, sektörel gelişmeleri takip etmiyor, okumuyor ve kendilerini geliştirmiyorlar. Bu durumda sürekli şikayet eden bir kesim oluşuyor. İyi bir araştırma yaparak inovasyonu yakından takip etmemiz, sektörümüzle ilgili çok daha fazla okumamız ve fuarlara aktif olarak katılmamız gerekiyor. Bugün Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, yurt dışından alıcı getirerek birçok fuar düzenliyor. Ben de aynı zamanda Fuar ve Tanıtım Komisyonu Başkanı olarak bu süreçlerde yer alıyorum ve bu konularda bilgi ve emeğim var. Odamız, bu organizasyonları artırmak için yoğun bir çaba harcıyor. Bu fuarların sayısının artmasıyla birlikte, Bursa’daki firmaların da bu sürece katkıda bulunması gerektiğine inanıyorum. Ancak bu şekilde, el birliği ile tekstil sektörünün kalitesini tekrar yükseltebiliriz diye düşünüyorum.
Dijitalleşme günümüz dünyasında her sektöre olduğu gibi sizin sektörünüzü de derinden etkiliyor. Bu dönüşüm Bocan için ne anlama ifade ediyor ve genel olarak sektöre nasıl yansıyor?
Varoluş nedenimiz dijital dünya. İsterseniz altın üretin, eğer satamıyorsanız, ekmek bile alamazsınız. Günümüz dünyası artık dijital bir dünyada yaşıyor ve e-ticaret bu sistemin merkezinde yer alıyor. Bizim için de en başından beri dijitalleşme vazgeçilmez bir öncelik oldu. Tüm üreticilerin ve sanayicilerin bu konuda araştırma yapması gerektiğine inanıyorum. Bursa’daki sanayiciler arasında bu dönüşümü gerçekleştirenler var ve diğerleri de bundan kaçamaz. Nasıl ki yapay zeka kaçınılmaz bir gelecekse, dijital ortam da aynı şekilde bir zorunluluk haline geldi. Ürünlerini dünya pazarına açmak isteyen herkes, dijital platformları kullanarak bunu gerçekleştirebilir. Dijitalleşmeye uyum sağlamayan ve bu konuda çaba göstermeyenler yerinde saymaya mahkum olur. Çünkü dijital pazarlama, geleceğin en güçlü satış aracı haline gelmiştir. Bunu günlük hayatımızda da açıkça görebiliyoruz. Artık her gün evimize bile dijital ortamdan sipariş veriyoruz, oradan görüyoruz ve öğreniyoruz. Tüm sanayicilere ve üreticilere, ürünlerini doğru şekilde dijital ortama aktarmalarını, fotoğraflar ve videolarla etkili bir şekilde tanıtım yapmalarını tavsiye ediyorum. Bunu fuarlarda, televizyonlarda ve sosyal medyada göstermek pazarlamanın en önemli unsurlarından biridir. Dijital ortam, geleceğin önemli çalışma alanı.
BTSO ‘nun ticaret, sanayi ve tekstil sektörüne katkılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu süreci çok olumlu değerlendiriyorum. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, bünyesinde inanılmaz derecede donanımlı profesyoneller barındıran, birçok önemli fuarın temellerini atan Türkiye’nin en önemli kurumlarından biridir. Ancak, bu tür fuarların üreticiler için daha ulaşılabilir hale gelmesi adına tanıtım çalışmalarının yalnızca bölgesel düzeyde değil, daha geniş çaplı yapılmasını öneriyorum ve üyelerimize ulaşmada daha etkin olmamız gerektiğini düşünüyorum. Her birimin örneğin dış ticaret, e-ticaret ve diğer birimlerde çok bilgili insanlar var. Her üyemize bizim ulaşmamızı ve bunların yollarını oluşturmamız gerektiğini öneriyorum. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın, bu konuda Türkiye’deki diğer odalara kıyasla daha başarılı olduğunu düşünüyorum.
Sizin eklemek istediğiniz bir şey var mıdır?
Marka olabilmek için önce bireyin kendisinin bir marka olduğunun farkına varması gerektiğine inanıyorum. ‘Önemse-önemsen’ yaklaşımının, insanların hayatlarında bir yol haritası oluşturmasını istiyorum. Ayrıca, hayatı anlamak ve çözmek için oldukça basit ama etkili bir dört adımlı denklem öneriyorum. Ben bu yöntemi kendim de uyguluyorum ve bunun sayesinde başarılı olduğumu düşünüyorum. Şunu fark ettim, ilgilendiğim konularla ne kadar çok bilgiye ulaşabilirsem, o kadar çok fikrim oluşuyor. Fikrim olduğunda ise uygulamaktan korkmuyorum. Çünkü bilinmezlik insanı korkutuyor. Korkularımı ancak bilgiyle, eğitimle ve ilgi alanlarımı genişleterek aşabildiğimi gördüm.