Kurduğu ‘Bebüş Tekstil’ firmasıyla başarılı kadın girişimcilerinden biri olarak yıllardır iş dünyasında önemli bir yer edinen Zahide Arı, azim ve kararlılıkla ördüğü başarı hikayesiyle ilham veriyor. Takılarını bozdurarak aldığı bir triko makinesi ile başlayan yolculuğunu, bugün 50'den fazla ülkeye ihracat yapan güçlü bir markaya dönüştüren Zahide Arı, girişimcilik yolculuğunda yaşadığı süreci, hedeflerine, kadın girişimcilere tavsiyelerini BTSO Ekonomi ile paylaştı.

Zahide Hanım merhaba, bizi ağırladığınız için teşekkür ederiz. Kendinizden ve iş hayatına atılma sürecinizden bahseder misiniz?
Merhaba, ben Zahide Arı. İlköğretim, ortaöğretim ve lise eğitimimi Bursa'da tamamladım. Bursa Yeşil İmam Hatip Okulu mezunuyum. Bu yıl, sosyal bilimler fakültesinde psikoloji bölümünü bitirerek üniversiteden mezun oldum ve yüksek lisansa başladım. 1985 yılında evlendim. Evlendiğimde eşimin rahatsız olduğunu öğrendim. Bir yıl süren bu süreçte, artık işin başa düştüğüne karar verdim. Bütün takılarımı bozdurup bir triko makinesi aldım. Evde bu makine ile komşulara kazak, etek ve pike örmeye başladım.

Daha sonra eşim, İstanbul Okmeydanı Hastanesi'nde beş yıl tedavi gördü. 15 gün Bursa'da, bir hafta ise Okmeydanı'nda kalıyorduk. Bu süreçte, bebek battaniyesi üretmeyi kendim keşfettim diyebilirim. Yaptığım battaniyeleri Yeşildirek ve Laleli'de satmaya başladım. Eşimin tedavisi yaklaşık beş saat sürüyordu; ben de bu sürede işlerimi hızlıca halledip geri dönüyordum. Eğer kazak örmüşsem, hastanede eşimin refakatçiliğini yaparken dikiyor ve orada satıyordum. İşimize bu şekilde başlamış olduk.

Başlangıçta “Betül Bebe” adıyla uzun bir süre devam ettim. 1994 yılında küçük kızım doğduktan sonra, Betül ve Büşranur’un baş harflerini alarak “Bebüş Tekstil” şirketini kurdum. Çünkü artık el makinesi otomatik makineye dönüşmüştü ve birçok makinemiz olmuştu. Hiç durmadan çalıştık ve emeğimizin karşılığını da aldık Allah’a çok şükür.

Kadın girişimci olarak iş dünyasında karşılaştığınız en büyük zorluklar nelerdi?
Kadın olmanın avantajları da var, ancak dezavantajları çok daha fazla. Her yere rahatça girip çıkmak konusunda yeterince cesaretli olamıyorsunuz. Ben özellikle büyüklerimize bir şey anlatırken çok zorlanıyordum ya da esnafla pazarlık yaparken de karşılarındaki bir kadın olarak farklı bir tutumla karşılaşabiliyordum.

Tabii ki bizim başladığımız dönemlere kıyasla bugün toplumun kadına bakışı çok değişti. "Kadın evde oturur, elinin hamuruyla erkek işine karışmaz" dönemi artık sona erdi. Kadınlar el attıkları her işte erkeklerden daha başarılı çünkü yaptıkları her şeyi büyük bir özveriyle gerçekleştiriyorlar.

Eşim de bana her zaman çok destek oldu. Hiçbir zaman önümde engel oluşturmadı, bana güven verdi. "Sen zarar da etsen her şeyin en iyisini yaparsın, en güzelini yaparsın, başarırsın" diyerek manevi desteğini hep hissettirdi. Kayınvalidem de çocuklarıma bakarak bana büyük destek sağladı.

Ancak bir kadın olarak, eve gittiğinizde ev hanımı, işe geldiğinizde ise iş kadını olmalısınız. Bu ayrımı iyi yapmak gerekiyor. En önemli şey aile ve çocuklarımız; onları ihmal etmeden her şeyi yapabiliriz. Bir kadın olarak hiçbir zaman çocuklarımın eğitimini ve sevgimi ihmal etmedim. İstediğim kadar vakit ayırabildim mi? Kesinlikle hayır. Çünkü çalışmak benim için bir mecburiyetti.

İhracatta en güçlü olduğunuz pazarlar hangileridir?
Şu anda 50’nin üzerinde ülkeye ihracat yapıyoruz. İhracat konusunda en başarılı olduğumuz ülkeler Yunanistan, İngiltere ve Kanada. Amerika'ya da çok az da olsa ihracat yapıyoruz. Bu ülkeler bizim doğrudan ihracat gerçekleştirdiğimiz ve doğrudan müşterilerimizin olduğu ülkeler arasında. Ayrıca kargo aracılığıyla çalıştığımız ülkeler de var. Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan ve Cezayir ve Libya gibi.

Uzun yıllar süren emeğinizin sonunda ödüllendirilmek sizin için ne ifade ediyor?
Hayatımda ilk defa ödüllendirildim; ülkemin bankası Halkbank tarafından ödüle layık görüldüm. Bu ödül, 40 yıllık emeğin karşılığıydı ve dakikalara sığdırılıp anlatılması mümkün değil. İçinde hem acı hem tatlı günler barındıran bu uzun yolculukta, yaşadıklarımın birileri tarafından fark edilmesi ve takdir edilmesi benim için çok kıymetliydi. Üstelik bu ödülü Emine Erdoğan’ın elinden almak benim için ayrı bir gurur kaynağı oldu.

Zorluklarla dolu bu süreçte sizi ayakta tutan ve pes etmemeye teşvik eden en önemli motivasyon kaynağınız neydi?
İlk defa İstanbul’a gittiğimizde, eşimi tedaviye götürüyordum. O sırada birinden sipariş aldım ve “Bir dahaki gelişinde bana 50 tane bu battaniyelerden getir” dedi. 16 liraya anlaştık. Ancak yanına gittiğimde, “8 liraya verirsen alırım” dedi. O an, bu kişinin iyi niyetli olmadığını düşündüm ve “Kesinlikle size bu ürünleri vermem” diyerek oradan ayrıldım. Başka bir firmaya sattım. Ancak eşim, “Ne olur verelim, kurtulalım bunlardan” diyordu. Çünkü kemoterapi gördüğü için perişan bir haldeydi. Ben taşınması gereken yerlerde o çuvalları Bursa’dan İstanbul’a sırtımda taşımıştım. O an pes edebilirdim. “Bir kere iş yaptım, onda da kandırıldım” diyerek her şeyi bırakabilirdim. Ama pes etmemeyi öğrendim. Ne zaman bunalsam, daralsam Emir Sultan Hazretleri’ne gider, ona anlatırdım derdimi. Çevremdeki arkadaşlar bazen eşlerinden şikâyet ederdi, “Eşime şunu dedim, bunu dedim” diye konuşurlardı. Ben onları hayretle izlerdim, çünkü ben hiçbir zaman derdimi anlatabileceğim bir eşe sahip olamadım. Pes etmek gibi bir lüksüm yoktu. Çalışmak zorundaydım, kazanmak zorundaydım, çocuklarıma ve evime bakmak zorundaydım. Ayakta durmam gerekiyordu. Hep kendime şu sözleri söyledim: "Sen birsin. Eşin yanına gelince o sıfırsa, 10 olursun. Çocukların gelince 100, 1000 olursun. Çoğalırsın. Ama eğer bu 'biri' düşerse, her şey sıfır olarak kalır. Dik durmalısın." Bu düşüncelerle kendimi teselli ettim. Hiç kimsenin malına göz dikmedim. Sadece kendi kazandığımla, kendi çalıştığım emeğimle yetindim. Ne kazandıysam, onunla yaşamaya çalıştım.

BTSO’nun sektörünüze sağladığı katkılar hakkında neler söyleyebilirsiniz? Kadın girişimcilere vermek istediğiniz tavsiyeler var mı?
BTSO ile üyesi olduğum derneğimiz BEKSİAD çok güzel bir uyum yakaladı. Farklı şehirlerde böyle bir iş birliği var mı bilmiyorum, ancak daha önce bu kadar güçlü bir birliktelik yoktu. Yıllardır bu sektörde çalışıyoruz ve yapılan çalışmalar, alınan kararlar gerçekten çok verimli. Bu kararlara destek olan herkese ve devletimize teşekkür ediyorum. Onların sayesinde birçok fuara katıldık ve birçok müşteri edindik.

Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Kadınlar, el attıkları her şeyi en güzel şekilde yaparlar. Çocuklarını yetiştirir, evine yetişir, işine yetişir… Her zaman kadınların bir uğraşı olması gerektiğini düşünüyorum. Önce evlerini dimdik ayakta tutsunlar, daha sonra aileleri de onlara destek olacaktır. Kadınlar, yaptıkları her işi titizlikle yapar ve başarılı olur. Yeter ki kendilerine inansınlar.