Yeni yılın gelmesiyle birlikte hayatımızda pek çok değişimin yaşanması muhtemel. Benzer bir değişimin sinyali ekonomi tarafında da bir süre önce gündeme gelmişti. TÜİK tarafından paylaşılan 30 Ekim 2025 tarihli kamuoyu duyurusuna göre 2026 yılının başlamasıyla birlikte Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) hesaplamalarında kapsamlı bir revizyona gidilecek. Bu revizyon Avrupa Birliği ülkelerinin tamamını kapsayan bir revizyon olarak Birlik üyesi olmasa da Birliğe uyum çerçevesinde Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor.

Baz yıl ve sepet ağırlıkları değişiyor…

2003 yılından bugüne kadar enflasyon hesaplamalarında kullanılan 2003 baz yılı (2003=100) uygulaması son buluyor. 2026 Ocak ayı itibariyle artık baz yıl olarak 2025 yılı dikkate alınacak. Baz (temel) yıl enflasyon hesaplamalarında referans alınan yıl anlamına geliyor. İstatistiksel olarak 100 baz puan dikkate alınarak her ay hesaplanan endeks değerlerinde meydana gelen dönemsel (aylık ya da yıllık) değişiklikler yüzdesel olarak fiyat artış hızını, yani enflasyonun nicel değerini ortaya koymaya çalışıyor. Bu anlamda baz yıllarda zaman zaman gerçekleşen değişimler enflasyon hesaplamalarının daha gerçekçi olarak yapılmasına da imkan sağlıyor.

Değişim sadece baz yılın güncellenmesiyle sınırlı olmayacak. Aynı zamanda “Amaca Göre Avrupa Bireysel Tüketim Sınıflandırması (ECOICOP)” olarak tanımlanan sınıflamanın da “v2” yani ikinci versiyonuna geçiş sağlanacak. Bu da TÜFE sepeti içerisinde yer alan tüketim kalemlerinin yeniden ağırlıklandırılması anlamına geliyor. TÜİK şu anda TÜFE hesaplamalarında harcama düzeyleri için ağırlıkların ana kaynağı olarak “Hanehalkı Bütçe Anketi”ni dikkate alıyor. Ancak yeni TÜFE serisinde grup düzeyindeki ağırlıklar, hanehalkı tüketim eğilimlerini daha kapsamlı ve güncel biçimde yansıtan “Ulusal Hesaplar Hanehalkı Nihai Tüketim Harcamaları” verilerinden elde edilmeye başlanacak. Bunun yanında alt düzey ağırlıkların belirlenmesinde ise “Hanehalkı Bütçe Anketi”nin kullanılması uygulamasına devam edilecek. TÜİK bu sayede endeksin hem bütünsel hem de ayrıntılı tüketim kalıplarını daha iyi yansıtacağını ifade etmektedir.

Baz yıl ve sepet ağırlıkları değişimleri hesaplanan enflasyon verilerini etkiler mi ?

Elbette bu güncelleme hem Avrupa Birliği’ne uyum hem de güncel tüketim kalıplarını daha iyi yansıtması anlamında önemli görülmektedir. Fakat konuya ilişkin tartışmaların başında, yapılacak olan revizyonların enflasyonu düşük göstermeyi amaçlayıp amaçlamadığı geliyor. Bununla ilgili olarak mevcut TÜFE sepetinin hanehalkının durumunu ne kadar gerçekçi olarak yansıtabildiğinin de tartışılması da oldukça önemli. Zaman zaman değişmekle birlikte şu anda TÜFE sepeti içerisinde 407 madde bulunuyor. 12 ana harcama grubunun ağırlık dağılımında ise gıda ve alkolsüz içecekler % 24.97, ulaştırma % 15.34 ve Konut ise % 15.22’lik payıyla en yüksek ağırlığa sahip harcama gruplarını oluşturuyor. Bununla birlikte birey/hanehalkı düzeyinde bu ağırlıkların farklılaşması oldukça muhtemel. Kısaca mevcut sepet ve bu sepet içerisindeki ağırlıklar toplumun tümünün ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediği gibi yapılan güncellemelerin de mevcut enflasyonu daha düşük göstereceğine dair bir düşüncenin oluşması da bir o kadar gerçekçi değil. Ancak bu türden tartışmaların yaşanmaması için de enflasyonun tek haneye düşürülmesi ekonomik ve toplumsal açıdan başlıca hedef olarak karşımıza çıkıyor. Yeni yılda da ekonomi gündeminin başında yine bu konunun öncelikli olarak yer alması bekleniyor. Yazımı sonlandırmadan önce herkesin yeni yılını kutlar; sağlık, mutluluk ve huzur getirmesini temenni ederim..