EPSA, TEKNOSAB’daki Yeni Yatırımıyla Endüstri 4.0’a Geçişini Hızlandıracak

EPSA, TEKNOSAB’daki Yeni Yatırımıyla Endüstri 4.0’a Geçişini Hızlandıracak

Yalıtım ürünleri ve yapı kimyasalları sektöründe Türkiye’nin önde gelen firmaları arasında yer alan EPSA, Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi’nde (TEKNOSAB) Endüstri 4.0 odaklı yeni bir yatırım yapmaya hazırlanıyor. TEKNOSAB’da tamamen Ar-Ge ve inovasyona yöneleceklerini belirten EPSA
Yönetim Kurulu Başkanı Nurcan Özdemir, “TEKNOSAB’da üreteceğimiz ileri teknoloji ürünleri hem yurt içi hem de yurt dışı pazarlara sunacağız.” dedi.


EPSA, Bursa Barakfakih Organize Sanayi Bölgesi’nde, 20 bin metrekare kapalı alanda kurulu entegre üretim tesisi ile faaliyetlerini sürdürüyor. EPS (strafor) ambalaj, EPS ısı yalıtımı levhaları ve yapı kimyasalları olmak üzere üç ana grupta uzman kadrosuyla üretim yapan firma, inşaat ve kimya sektörlerinde dünya çapında çözümler sunuyor. EPSA Yönetim Kurulu Başkanı Nurcan Özdemir, firma olarak yeni dönemdeki hedeflerini ve TEKNOSAB’da hayata geçirmeyi planladıkları yatırımı BTSO Ekonomi’ye anlattı.
Firmanız hakkında genel bilgi alabilir miyiz ?

Sıfır sermaye ve maksimum cesaret ile çıktığım girişimcilik yolunda 22 yılı geride bıraktım. Bugün EPSA markası ile yalıtım ürünleri ve yapı kimyasalları sektöründe Barakfakih’de bulunan fabrikamızda hem yurt içi hem de yurt dışına üretim gerçekleştiriyoruz. Yaklaşık 10 ülkeye ihracatımız bulunmaktadır. Hedefimiz ihracat yaptığımız ülke sayısını her yıl istikrarlı bir şekilde artırarak dünya pazarlarından daha fazla pay almaktır.

Sanayideki dönüşüm sürecine EPSA nasıl hazırlanıyor ? Hedefleriniz neler ?
EPSA, Türkiye’nin lokomotif sektörleri arasında yer alan inşaat sektörü ve son yıllarda yıldızı parlayan kimya sektörlerinde üretim yapmaktadır. Gelişen teknolojileri yakından takip eden şirketimiz üretim parkurunu da çağın gereklerine uygun olarak güncellemekte ve endüstri 4.0 modeline geçiş yapmak için yoğun olarak çalışmaktadır. Bursa, sanayisi ile Türkiye’nin ikinci büyük şehridir. Bursa sanayicisi dünyanın hemen hemen bütün pazarlarında yer alarak Türk bayrağını gururla dalgalandırmaktadır. Devletimizin de desteği ile son yıllarda yapılan hamleler sonucu Türkiye’nin ihracatı rekor üstüne rekor kırmaktadır. Kaydedilen gelişmeyi memnuniyetle karşılıyoruz ancak yeterli bulmuyoruz. Şimdi sanayicilere düşen görev, katma değerli üretime geçerek Sayın Cumhurbaşkanımızın göstermiş olduğu dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girme hedefi doğrultusunda  daha çok çalışmaktır. Biz bu hedeflere inanıyor ve vizyonumuzu buna göre şekillendiriyoruz. Bünyemizde gerçekleştirdiğimiz Ar-Ge ve inovasyon çalışmaları ile ürünlerimize katma değer katmak için çaba sarf ediyoruz.

Bursa’da firmalar kentte büyük ölçekli yatırımlara elverişli alan bulamıyor. Hem bu konu hem de  mevcut sanayi bölgelerinde yatırım yapmanın zorluklarına ilişkin görüşlerinizi öğrenebilir miyiz ?
Evet, bu önemli bir sorun. Neredeyse her OSB’de ufak tefek de olsa boş arsalar bulmak mümkün ancak mevcut OSB’lerin belli değerlere ulaşmış olması yatırımcı açısından rantabl olmaktan çok uzak. Zira arsa fiyatları oldukça yükselmiş. Bir girişimci arsa ve betona yatıracağı sermayeyi makine parkuru, teknoloji ve insan kaynağına ayırmayı tercih eder her zaman. Doğrusu da budur zaten. Tıpkı TEKNOSAB gibi bundan sonra yapılacak sanayi bölgesi yatırımlarının katma değer sağlaması ve teknoloji odaklı olması da kaçınılmaz bir gerçek.

Bursa’da 30 yıl sonra OSB statüsü ile özel sektör yatırımları için ilk kez bir proje üretildi. TEKNOSAB projesine ilişkin neler söylersiniz ?
BTSO Başkanımız İbrahim Burkay’ın ve değerli yönetim kurulunun vizyonu Bursa ve Türkiye için bir şanstır. TEKNOSAB Türkiye’de bir ilk olarak ülkemize adeta bir rol model olacaktır. Türkiye sanayi devriminde yeni bir eşiğe gelmiştir. Türkiye artık ihtiyaç duyduğu teknolojiyi kendisi üretecek doygunluğa ve statüye ulaşmıştır. Bunu gerçekleştirebilecek know-how ve insan kaynağına sahibiz. Tek ihtiyacımız olan motivasyondu. İşte TEKNOSAB da bizlere bu motivasyonu sağlıyor. Bursa yıllık 15-16 milyar dolar ihracat bandına sıkışmış durumda. Bunu TEKNOSAB ile aşacağımıza inanıyorum. Bursa’nın potansiyeli 50 milyar, 100 milyar dolarları görecek donanımda. Ancak geleneksel modellerle bu sıçramayı yapmak mümkün değil. İşte TEKNOSAB coğrafyasında faaliyet gösterecek sanayi kuruluşlarımızın hem Bursa hem de Türkiye için çok güzel işlere imza atacağına bütün kalbimle inanıyorum.

TEKNOSAB’ın talep toplama sürecinde mail, yazılı ve görsel basın ve sosyal medya üzerinden güçlü bir tanıtım kampanyası gerçekleştirildi. Bir yatırımcı olarak siz TEKNOSAB’ın talep toplama sürecinden nasıl haberdar oldunuz ?
Hem yerel hem ulusal hem de uluslararası kaynakları büyük bir dikkatle takip ediyorum. KOSGEB’den TÜBİTAK’a, İŞKUR’dan Türk Eximbank’a kadar her türlü kurumun iş dünyası için sunduğu teşvikler ve desteklerden faydalanarak işimi büyütmeye çaba sarf ediyorum. BTSO da bu kaynaklardan biri olarak hem de üyesi olarak yakından takip ettiğim, kentimizin gözbebeği bir kurum. Dolayısıyla BTSO’nun her faaliyetini yakından takip ederek işimi geliştirecek her türlü imkândan faydalanmaya çalışıyorum. BTSO Akadem eğitimlerinden Küresel Fuar Acentesi’ne kadar her konudan haberdarım. TEKNOSAB yatırımını da BTSO’nun sitesinden yapmış olduğu duyurular ve basında çıkan haberler vasıtasıyla öğrenmiş oldum. Hemen Odamızla temasa geçerek şartlarını öğrenip şirketim adına başvuruda bulundum. Sonuç olarak bu oluşum içerisinde yer almaktan son derece mutu ve heyecanlıyım.

TEKNOSAB’daki yatırımınıza ilişkin bilgi verir misiniz?
Türk sanayisi artık yeni bir dönüşümün arifesinde bulunmaktadır. Sanayicilerimizin gerekli motivasyon ve destekle altından kalkamayacağı hiçbir iş yoktur. TEKNOSAB’daki yeni üretim tesisimizde yüzde 100 endüstri 4.0 tabanlı bir üretim modelini benimseyerek tamamen Ar-Ge ve inovasyona yöneleceğiz. Şimdiden bu alanda bize değer katacak insan kaynağının takviyesi için araştırmalara başlamış bulunuyoruz. Mevcut sektörlerimizde faaliyetlerimizi sürdürürken BTSO çatısı altında kurulan farklı kümeler üzerinde de araştırmalarımızı sürdürüyoruz. TEKNOSAB bizim için yeni biri ufuk olacak.

Türkiye’nin dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında yer alma hedefi doğrultusunda ölçek ekonomisine geçiş ve mekânsal planlama ile çevreye duyarlı yüksek teknolojili üretimin merkezi haline gelecek TEKNOSAB gibi yatırımların öneminden bahseder misiniz?
Biraz önce bahsettiğim gibi Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmenin heyecanını, TEKNOSAB bölgesinde faaliyet gösterecek bir sanayici olarak ben de yaşıyorum. Türkiye, potansiyeli ile her işin altından kalkabilecek harika bir ülke. İnsanlarımız gerçekten dünyada benzeri az bir yeteneğe, akla ve çalışma azmine sahip. Ülkemizin sıçrama yapması için daha çok TEKNOSAB’lara ihtiyacı var. TEKNOSAB’ın diğer şehirlere de ilham vereceğine ve yeni TEKNOSAB’lar açılacağına inanıyorum. Dünyanın ilk 10 ekonomisine girmek için de bu gerekli. Bilgi çağında torna ve matkap ile çalışmak bizi bir yere taşıyamaz. Artık üretim modellerinin yapay zeka, sensörler ve robotlarla donatılmış karanlık fabrikalara, nesnelerin internetine ihtiyaç var. Kaynaklarımızı daha çok Ar-Ge ve inovasyona ayırmak zorundayız. Her şeyden önemlisi ihtiyaç duyduğumuz teknolojiyi dış bağımlı olmadan kendimiz üretebilmeliyiz. Türkiye’nin vizyonu da bu zaten. Biz sanayiciler de üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmek için hazırız.