Enerji, altyapı ve sanayi alanlarında yeni yatırımlar planlayan Pakistan, yabancı sermaye arayışında Türkiye’ye özel önem veriyor. Tarihsel kardeşlik bağları ve güçlü siyasi ilişkiler, Türk şirketleri için pazara girişte önemli bir avantaj sunuyor. Yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik adımları hızlandıran İslamabad yönetimi, Türklere yatırım ülkeye yatırım çağrısı yapıyor.

Resmi Adı            : Pakistan İslam Cumhuriyeti
Nüfus                   : 240,5 milyon
Dil                         : Urduca, İngilizce
Yüzölçümü          : 881.913 km²
Başkent               : İslamabad
Yönetim Şekli     : Federal Parlamenter Anayasal Cumhuriyet
Para Birimi          : Pakistan Rupisi (PKR)

Üyesi Olduğu Başlıca Uluslararası Kuruluşlar

Birleşmiş Milletler (BM), İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), Asya Kalkınma Bankası (ADB), Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT), Gelişen Sekiz Ülke Teşkilatı (D-8), İngiliz Uluslar Topluluğu, Güney Asya Bölgesel İşbirliği Teşkilatı (SAARC), Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ-Gözlemci Üye) (ŞİÖ), Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN-Diyalog Ortağı), Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO). 

Coğrafi Konum

Pakistan Güney Asya’da yer almakta olup, doğusunda Hindistan, güneyinde Hint Okyanusu, güneybatısında İran, batı ve kuzeyinde Afganistan ile çevrilidir. Güneyinde yarı tropikal bir iklime sahip olan Pakistan’ın iç kesimlerinde ve yüksek kesimlerinde karasal iklim hâkimdir. Başlıca şehirleri; Karaçi, Faysalabad, Haydarabad, Gujranvala, Lahor ve Peşaver’dir.

Siyasi ve İdari Yapı

Pakistan, 1947 yılında bağımsızlığına kavuşarak İngiliz Hindistan’ından (British India) ayrı bir devlet haline gelmiştir. 1972 yılına kadar Batı Pakistan ve Doğu Pakistan (bugünkü Bangladeş) olmak üzere aralarında 1.700 km mesafe olan iki bölümden oluşan bir ülke olan Pakistan, Bangladeş’in bu tarihte bağımsızlığını ilan etmesiyle bugünkü sınırlarına kavuşmuştur. 

Nüfus ve İstihdam

Pakistan dünyanın en kalabalık ülkeleri arasında dokuzuncu sırada yer almaktadır. IMF tahminlerine göre Pakistan nüfusunun 2025 itibarıyla yaklaşık 240,5 milyon olduğu öngörülmektedir. Ancak ülkede son kapsamlı nüfus sayımının 1988 yılında yapılmış olması, bu rakamların kesinliği konusunda soru işaretleri doğurmaktadır. Ülkenin nüfus artış hızı aile planlama programlarının da katkısıyla 1980’lerin başında yüzde 3’ten 2006 yılında yüzde 2’ye düşürülmüştür. Pakistan’da çalışabilir iş gücü nüfusun yüzde 28’ini oluşturmaktadır. Nüfusun yüzde 50’si tarımda, yüzde 18’i imalat sektöründe çalışmakta ve yüzde 17’si de ticaretle uğraşmaktadır. İşsizlik oranı kentlerde yüzde 9, kırsal alanlarda yüzde 6 civarındadır.

Doğal Kaynaklar 

Sindh bölgesinde hidrokarbon rezervleri geniş bir alana yayılmıştır. Belucistan’da doğal gaz rezervleri bulunmaktadır. Bununla beraber bölgede merkezi hükümetin kontrolü zayıftır ve yerel aşiret liderleri çıkarılan doğal gazdan daha fazla hak talep etmektedirler. Bölgede ruhsat sahibi olan bazı yabancı sermayeli şirketler Marri ve Bugti gibi aşiretlerin engellemeleri yüzünden olağanüstü hâl ilan etmek zorunda kalmıştır. Belucistan’daki gaz taşıyan boru hatlarında, ülkenin diğer kesimlerinde de yapılan enerji kesintileri yüzünden sıklıkla arızalar meydana gelmektedir. Ülkede doğal gaz dışında az miktarda petrol, düşük kalitede kömür, demir, bakır, tuz ve kireçtaşı rezervleri mevcuttur.

Temel Ekonomik Göstergeler

Pakistan’ın ekonomik gelişiminde tarım sektörünün büyük payı vardır. Ülkede gayri safi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 21’ini tarım sektörü oluşturmaktadır. Başlıca tarım ürünleri; pamuk, buğday, pirinç, şeker kamışı ve mısırdır.

Pakistan’ın endüstriyel büyümesinde tekstil sektörü ağırlıklı rolü üstlenmektedir. Pek çok tüketim malı açısından kendi kendine yeterli olan Pakistan’da pamuk ve yün dokumacılığı, hazır giyim sanayi, deri ve deri mamulleri, çimento, sağlık ürünleri ve şeker, meşrubat gibi işlem görmüş gıda maddeleri Pakistan’ın temel endüstri malları arasında yer almaktadır. Ayrıca kimyasal madde üretimi de ülkede önemli bir gelişme göstermiştir.

Pakistan ekonomisinin büyüme performansına dönemler itibariyle bakıldığında, 1980’ler boyunca yıllık ortalama yüzde 6 olan oranın 90’ların ilk yarısında yüzde 5, ikinci yarısında ise yüzde 4 olarak gerçekleştiği görülmektedir. Ekonominin ve ihracatın sadece pamuk-tekstil ve buğday üçlüsü olarak son derece dar bir tabana sıkışmış olması, ülke ekonomisini doğal olarak dış şoklara ve dalgalanmaların etkilerine açık ve ‘kırılgan’ bir hale getirmektedir. Kamu açıkları ve dış açıklar gibi makroekonomik dengesizlikler de istikrarlı ve yüksek büyüme oranlarının önündeki en ciddi engeller olarak durmaktadır. 

İmalat sanayi ise, 11 Eylül 2001 saldırısından sonra geniş çaplı bir bunalıma girmekle birlikte, hemen ertesinde lağvedilen Amerikan yaptırımları ve sektöre açılan yeni krediler sayesinde toparlanma yoluna girmiştir. Bu alandaki en büyük sorun, Hindistan ile girilen siyasi ve askeri gerginlik olmaktadır. Gerginlik, bu bölgede (Afganistan ve terör eylemleri sorunlarının ön plana çıkması nedeniyle) ikinci plana düşmüş gibi görünmesine karşın, sürekli bir “potansiyel rahatsızlık kaynağı” olarak ortada durmakta ve ekonomik performansın üzerinde olumsuz etki yaratmaktadır.

Pakistan’ın kalkınma programlarının uygulanmasında, uluslararası finans kuruluşları önemli rol oynamaktadır. IMF ile çeşitli anlaşmalar ve stand-by düzenlemeleri yapılmaktadır.  IMF’nin Pakistan’a sağladığı stand-by kredileri, likidite sıkışıklığına önemli bir rahatlama getirmiştir. Bu kredilerin Pakistan ekonomisine sağladığı diğer önemli dolaylı katkı ise, Dünya Bankası, Asya Kalkınma Bankası gibi uluslararası finansal kuruluşlar ile diğer uluslararası ve ulusal kredi kuruluşlarının ve uluslararası yatırımcıların Pakistan’ın mali güvenilirliği konusundaki tereddütlerini bir ölçüde gidermiş olmasıdır. Bu çerçevede, söz konusu uluslararası finans kuruluşları Pakistan’a yönelik kredi hatlarını hayata geçirmeye başlamışlardır.

Dış Ticaret

2001 yılından itibaren, dönemsel dalgalanmalara rağmen, Pakistan’ın ihracat ve ithalat hacminde genel olarak artış eğilimi gözlenmiştir. Bunun sonucunda 2001 yılında 9,1 milyar dolar olan ihracatı 2024 yılında 32,5 milyar dolara, 9,7 milyar dolar olan ithalatı da 56,5 milyar dolara yükselmiştir. Pakistan dış ticaret dengesi sürekli olarak açık veren ülkelerden biridir. 2024 yılında dış ticaret açığı 24,1 milyar dolara ulaşmıştır.

 

 

Doğrudan Yabancı Yatırımların Görünümü

Pakistan, 2025 itibarıyla yabancı yatırımlar konusunda liberal bir politika izlemektedir. Bu durumun sebepleri IMF gibi uluslararası örgütlerin etkisi ve politik istikrarsızlık ve yüksek terörist saldırı riski yüzünden yatırımcıların tedirgin olmasıdır. Ülkede yatırım konusunda az sayıda sınırlama mevcutken pek çok sektör için cömert teşvikler sağlanmaktadır. Ülkede önemli özelleştirmelerin hızla yapılmaması ve güvenlik konusundaki problemler yabancı yatırımların önündeki en büyük engeldir.

Çin Pakistan’daki en önemli yatırımcılardan biri olmaya devam etmektedir. Çin’in yatırımlarının çoğunluğu altyapı projelerine yöneliktir. Batılı yatırımcılar gibi Çinli yatırımcılar da güvenlik konusu ile ilgilidir. Ortadoğu ülkeleri de özelleştirme projeleri devam ettiği sürece önemli yatırımcılardan olmaya devam edecektir. Çok sayıda nakit zengini Körfez kökenli firma ülkede büyük yatırım projeleri ile ilgilidir. 

Hükümet yeni Gwadar limanında bir endüstri bölgesi kurmayı planlamaktadır. Bu bölge yeni bir havalimanı ve karayolu bağlantıları ile Orta Asya ve Çin’e yönelik olacaktır.  Enerji sektörü özellikle Pakistan’ın kronik enerji darboğazı yüzünden yabancı yatırımcılar için gelecek vadeden bir alandır. Pakistan’ı İran ve Hindistan’a bağlayacak boru hattı projesi Hindistan’ın Pakistan güvenlik durumu hakkındaki endişelerinden dolayı askıya alınmıştır. Ancak hattın İran-Pakistan arasındaki kısmı için görüşmeler ilerlemektedir.

Uluslararası Kuruluş Raporları

Dünya Bankası’nın (WB) Pakistan ile ilgili 2025 yılında yayımladığı iki rapor öne çıkıyor. Nisan 2025’te açıklanan ‘Pakistan Kalkınma Güncellemesi: Dijital Pakistan'ı Yeniden Hayal Etmek’ ile Ekim 2025’te paylaşılan ‘Pakistan Kalkınma Güncellemesi: Büyüme ve İstihdam İçin Yola Devam Etmek’ başlıklı raporlar, yatırımcılar açısından kritik bir kaynak olarak dikkat çekiyor

İlk raporda Pakistan’a yönelik şu değerlendirmeler öne çıkıyor: Pakistan ekonomisi, enflasyonun düşmesi, finansal koşulların iyileşmesi ve cari hesap ile birincil mali fazlalıklarla istikrar kazanıyor. Süregelen sıkı makroekonomik politikalar nedeniyle, mali yılın ilk yarısında ekonomik büyüme zayıf kaldı. Tarım sektöründe, kısmen olumsuz hava koşulları ve zararlı böcek istilaları nedeniyle sınırlı bir büyüme görüldü. Sanayi faaliyetleri, yüksek girdi maliyetleri ve vergiler ile azalan devlet harcamaları nedeniyle geriledi. Benzer şekilde, zayıf tarım ve sanayi faaliyetlerinden kaynaklanan sınırlı yayılma etkileri nedeniyle hizmet sektörünün büyümesi de durgun kaldı. Güçlenmesi beklenmesine rağmen, ekonomik büyüme durgun kalacak ve yüksek nüfus artışı ortamında iş yaratma ve yoksulluğu azaltmayı zorlaştıracaktır.

Makroekonomik istikrarın devam etmesi ve temel ekonomik reformlara bağlı olarak, reel GSYİH büyümesinin 2026 mali yılında yüzde 3,1'e ve 2027 mali yılında yüzde 3,4'e yükselmesi bekleniyor; ancak tamponları yeniden oluşturmayı ve dengesizlik risklerini kontrol altına almayı amaçlayan sıkı para ve maliye politikaları nedeniyle muhtemelen sınırlı kalacaktır. Ayrıca, önemli aşağı yönlü riskler de devam etmektedir.

2026 yılında yüzde 3 büyüme tahmini

İkinci raporda ise Pakistan’da yaşanan sel felaketlerine vurgu yapılarak şu öngörüler yer aldı: Sellerin hem kısa süreli hem de uzun vadeli etkilerinin büyümeyi olumsuz etkilemesi bekleniyor; reel GSYİH büyümesinin 2026 mali yılında yüzde 3,0 seviyesinde kalması öngörülüyor. Makroekonomik istikrarın devam etmesi ve temel ekonomik reformlara bağlı kalınması koşuluyla, büyümenin 2027 mali yılında yüzde 3,4'e yükselmesi bekleniyor, ancak küresel politika belirsizliği ve doğal afetlere ve iklim şoklarına karşı kırılganlık nedeniyle tamponları yeniden oluşturmayı amaçlayan sıkı mali politikalar nedeniyle muhtemelen sınırlı kalacaktır.

Raporun özel bir odak bölümü, uzun vadeli ekonomik büyüme ve istikrarın sağlanmasında ihracatın kritik rolünü vurgulamaktadır. Pakistan'ın ihracatı, 1990'lardaki GSYİH'nin yüzde 16'sından 2024'te yaklaşık yüzde 10'una gerilemiş olup, büyümeyi borç ve döviz havalelerine dayalı tüketime bağımlı hale getirmiş ve bu da Pakistan'ın tekrarlayan ekonomik iniş çıkış döngülerinin temelini oluşturmuştur. Bölüm, yüksek gümrük vergilerini, karmaşık düzenlemeleri ve pahalı enerji ve lojistiği temel kısıtlamalar olarak gösterirken, son gümrük vergisi reformlarının açıklığa doğru tarihi bir adım olduğunu belirtmektedir. Bölüm, ihracata dayalı büyümeyi, özellikle de gelişmekte olan BT hizmetleri ihracatını desteklemek için piyasa tarafından belirlenen döviz kuru, daha güçlü ticaret finansmanı, iyileştirilmiş lojistik ve uyumluluk, daha derin ticaret anlaşmaları ve genişletilmiş dijital ve enerji altyapısı gibi daha geniş önlemler alınmasını önermektedir.

Türkiye ile Ticaret

İki ülke arasında ticaret hacmi 2024 yılında yaklaşık 1,4 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. 2000 yılına kadar zaman zaman lehimize seyreden ikili ticaret, bu yıldan itibaren aleyhimize dönmüş ve Türkiye, Pakistan ile ticarette 2016 yılına kadar sürekli dış ticaret açığı vermiştir. Ticaret dengesi 2016 yılından itibaren yeniden değişmiş ve Türkiye Pakistan’la ikili ticarette fazla vermeye başlamıştır. Türkiye ile Pakistan arasındaki mevcut dış ticaret hacminin iki ülkenin potansiyelinin çok altında olduğu görülmektedir.

Türkiye’nin Pakistan’a en çok ihraç ettiği ürün şunlardır: Pamuk (taranmamış); pamuk ipliği, pusulalar, diğer seyrüsefer alet ve cihazları; pamuk döküntüleri, dokuma ipliklerin, mensucatın yıkanması, temizlenmesi, kurutulması, ütülenmesi, sarılması, katlanması vb. için makineler; telefon cihazları, pamuklu mensucat ve dizel motorlardır.

Türkiye’nin Pakistan’dan ithalatında başlıca ürünler şunlardır: Pamuklu mensucat; demir veya alaşımsız çelikten yarı mamuller, işlenmemiş kurşun; kadınlar ve kız çocukları için takım elbise, takım, ceket, blazer, elbise, etek, pantolon-etek vb.; kazak, süveter, hırka, yelek vb. eşya-örme ve helikopterler, uçaklar vb. oluşturmaktadır. 

 

Yatırım İlişkileri 

Türkiye’de 420 adet Pakistan sermayeli firma bulunmaktadır. Söz konusu firmalar ağırlıklı olarak otomotiv, elektronik, telekomünikasyon, makine, ticaret ve bankacılık sektörlerinde faaliyet göstermektedir. 

Pakistan’daki Türk yatırımları ağırlıklı olarak enerji, finans, altyapı projeleri ve müteahhitlik sektörlerindedir. Zorlu Holding, Ziraat Bankası, Coca-Cola İçecek ve Ülker gibi büyük Türk şirketleri Pakistan’da yatırım yapan Türk şirketleri arasında yer almaktadır. Önümüzdeki dönemde Pakistan’da özellikle enerji ve müteahhitlik sektörlerinde yeni yatırımlara ihtiyaç duyulmakta ve Pakistan makamlarınca Türk yatırımcılara bu alanlara yatırım yapmaları yönünde çağrıda bulunulmaktadır.

Zorlu Enerji, 10 yılı aşkın süredir Pakistan’da yenilenebilir enerji alanında çalışmalarını sürdürmektedir ve ülkenin ilk rüzgâr türbinlerinin yapımını tamamlamıştır. Santralin kurulu gücü, cari olarak 56,4 MW’dir. Firmanın üretim lisansında, santralin üretim kapasitesini 300 MW’ye kadar yükseltme opsiyonu bulunmaktadır. Pakistan’daki ilk rüzgâr enerjisi yatırımı olması itibariyle büyük yankı uyandıran proje Pakistan’daki politik çevrelerde ve Pakistan halkı tarafından çok olumlu karşılanmıştır.

2008 yılında Coca-Cola İçecek A.Ş. Pakistan’da 6 üretim tesisi ile faaliyet gösteren Coca-Cola Beverages Pakistan Ltd.'ye 100 milyon dolarlık yatırım yaparak yüzde 50 hissesini devralmıştır. TUSAŞ’ın (Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş.) havacılık ve savunma sanayii alanlarında Pakistan ile çeşitli projeleri bulunmaktadır. Pakistan’ın F-16 uçaklarının modernizasyonu projesi için 2009 yılında açılan uluslararası ihalede, Belçikalı bir firma ile ön elemeye kalmış ve ihaleyi kazanmıştır. Proje, 2010 yılından itibaren 42 adet Pakistan uçağının birer birer Türkiye’ye gelmesiyle hayata geçmiştir.

Bursa’nın Pakistan’a İhracatı

Türkiye’nin ihracatta öncü kentleri arasında yer alan Bursa, Güney Asya ülkelerine ihracatta potansiyelinin çok uzağında bulunuyor. Hindistan, Bangladeş, Butan, Nepal, Pakistan, Sri Lanka ve Maldivler’den oluşan bölgeye 2025 yılında toplam 120 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirebildi. Bursa’nın bölgeye ihracatında en büyük paya 91 milyon dolar ile Hindistan sahipken Pakistan 11,5 milyon dolar ile ikinci sırada bulunuyor. Üçüncü sırada 11,2 milyon dolar ile Bangladeş yer alıyor. Sri Lanka’ya 5 milyon dolarlık dış satım yapan Bursa’nın diğer ülkelerle ticareti sınırlı düzeyde görünüyor. Pakistan’a 2024 yılında 6,2 milyon dolarlık ihracat gerçekleştiren Bursa’nın 2025’te dış satımını yüzde 85 düzeyinde artırdığı görünüyor.